Cuma, Mayıs 15

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ahmet Türk’ün Amedspor’un şampiyonluk kutlamalarında Kürtçe olarak “Çok mutluyum. Kürdistan’ın bir takımız Süper Lig’e çıktı” ifadelerini kullanmasının ardından kendisine sert tepki göstermiş ve “Ne Kürdistan’ı lan! Burası Türkiye Cumhuriyeti. Beğenmiyorsan defolup gidersin” şeklinde karşılık vermişti. Destici, Ahmet Türk’ün Kürdistan ifadesini kullanarak açıkça siyasi bölücülük yaptığını ve bu açıklamayı yapmasındaki niyetin halis bir niyet olmadığını maksadın Terörsüz Türkiye sürecini istismar etmek olduğunu söyledi.

Amedspor’un Türkiye’nin takımı olması halinde maçına gideceğini dile getiren Destici, Kürtlerle terör örgütünü asla özdeşleştirmediklerini, tam tersine DEM Parti ve PKK’nın Kürtlerle terör örgütünü özdeşleştirmeye çalıştığını ifade etti. Bazı siyasetçilerin bilerek veya bilmeyerek buna çanak tuttuğuna vurgu yapan Mustafa Destici, “Kürtlerin temsilcisi, Kürtlerin partisi gibi konuşmak çok yanlıştır. PKK ve DEM’le Kürtleri yan yana getirmemek en önemli hassasiyetimiz olmalıdır. Bize düşen bu oyuna düşmemektir” dedi.

Kendi yaptırdıkları araştırmalarda BBP’nin oylarının yüzde 5’in üzerinde çıktığını, araştırma şirketinin manipülasyon sanılmasından çekinerek sonuçları yayınlayamadığını ileri süren Destici, önemli bir partinin yöneticisinin kendisine ‘partiye oy verebilirim’ diye seçenek sunulduğunda BBP’nin potansiyelinin ikinci ya da üçüncü parti seviyesinde olduğunu aktardığını belirtti.

Yerel seçimlerden sonra gerçekleşen transferler sonucunda Türkiye’de en fazla belediyeye sahip beşinci parti olduklarını hatırlatan Mustafa Destici, seçim kampanyasında Türkiye genelinde 10 milyon lira bütçelerinin olduğunu ve bir o kadar daha bütçelerinin olması durumunda Sivas’ın yanında iki il belediyelerinin daha olabileceğini savundu.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ile partisinin hafta sonu gerçekleşecek İstanbul Kurultayı öncesinde İstanbul İl Başkanlığı’nda bir araya gelerek Türkiye gündeminde ciddi etki oluşturan Mardin Eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve İmralı Heyeti Üyesi DEM Parti’li Ahmet Türk’ün Amedspor ile ilgili Kürdistan ifadesine neden tepki gösterdiğini, Amedspor’un yeni dönemde yoluna nasıl devam etmesi gerektiğini, kamuoyu araştırmalarında yeni kurulan partilerin yer almasına rağmen BBP’ye neden yer verilmediğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha seçilmesinin Türkiye için önemini konuştuk.

Ben sordum, Mustafa Destici yanıtladı.

Ferhat Murat: Yakın zamanda Mardin Eski Büyükşehir Belediye Başkanı ve İmralı Heyeti Üyesi Ahmet Türk’ün yaptığı açıklamaya dair çok sert bir mesajınız oldu. Öncelikle bunun nedenini sormak isterim. Burada kadim geçmişimizde de kullanılan bir ifade var. “Kürdistan ve Lazistan” gibi…

Tepkiniz bu ifadenin kendisine dair miydi yoksa farklı bir durum gördüğünüz için mi bu tepkiyi verdiniz?

Mustafa Destici: Şimdi tabii ki en önemlisi siyasi bölücülük konusunda büyük bir tehdit. Açıkça siyasi bölücülük yapılmıştır. Mardin Eski Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bendeki kanaati; terör örgütü ve terör örgütü destekçilerinin uzantıları arasında bir ‘duayen’ pozisyonunda bulunmasıdır. Önceden bu tür laflar etmiyordu, ortama göre hareket ediyordu. Devletin terörle mücadelesinin sıkı bir şekilde sürdüğü dönemlerde onun ağzından bu tür sözler duymuyorsunuz. Ama ne zaman bir gevşeme söz konusu olduğunda ya da çözüm süreçleri, açılım süreçleri veya bugünkü “Terörsüz Türkiye” gibi süreçler yürütüldüğünde hep buna benzer çıkışları oluyor.

FM: Bu kanıya nasıl vardınız?

Mustafa Destici: Mesela eline bir Türk bayrağı alıp maça gitseydi o zaman daha farklı değerlendirirdik. O zaman kendisinin gerçekten Türkiye’nin birliğinden, devletin varlığından ve milletin kardeşliğinden yana olduğu kanaati bizde oluşurdu. Ama eline Türk bayrağı almıyorsun ve orada bir tane bile Türk bayrağı yok. Bunu oradakiler, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları yadırgamıyorlar. Öncülüğünü yapmıyorlar, teşvik etmiyorlar. Tam tersine bu gerçekten kabul edilebilecek bir cümle değildir. Özellikle Ahmet Türk genelde mesajlarını Türkçe verir, Türkçe konuşur. O anlamıyla da toplumda hep makul gibi gibi görülmüştür. Ama o gün özellikle çıkışta kendisine sorulan sorulara Kürtçe cevap vermiştir. Kürtçe konuşabilir, bizim Kürtçe’den yana bir rahatsızlığımız yok. Ama bir siyasetçi olarak her zaman Türkçe konuşurken Kürtçe olarak “Kürdistan bölgesinden bir takımın Süper Lig’e yükselmesinden büyük memnuniyet duydum” demesi bana göre planlı bir cümledir. Orada ayaküstü rastgele söylenmiş bir cümle değildir. O net bir mesajdır. Onun için evet, biz bu mesajı aldık, niyetini aldık ve O’na aynı seviyeden bir cevap verdik. Bu cevabımız üzerine konu Türkiye gündemine taşındı. Burada herkes kendi fikrini, düşüncesini söyledi. Ama gördük ki toplumumuzun yüzde 90’ı bundan rahatsız. Geçmiş dönemlerde açılım ve çözüm süreçlerinde en üst noktalarda rol almış kişiler bile bu sözleri eleştirerek bunun siyasi bölücülük olduğunu dile getirdiler. Gelen tepkiler üzerine kendisi daha sonra tarihsel konuma dikkat çekti. Ahmet Türk, “Tarihsel olarak buranın adı böyledir” dedi. Ben de tarih kitaplarına baktım. Bahsedilen bölge hiçbir zaman o isimle anılmamıştır. Diyarbakır’ın kimliği bellidir: Diyar-ı Bekir’dir. İslam Orduları tarafından Anadolu’da ilk fethedilen yerlerden bir tanesidir. Hz. Süleyman Camisi’nin haziresinde onlarca sahabe ve şehit metfundur. Hem İslam tarihi hem Türk kültürü açısından çok önemli bir şehrimizdir. İşin tarihi kısmı olarak söylediği kısım da yanlıştır. Bu nedenle niyet halis değildir.

FM: Peki bu çıkışın altında “Terörsüz Türkiye” sürecine zarar verme psikolojisi mi var?

Mustafa Destici: Bu süreçleri istismar ediyorlar. Devleti acziyet içerisinde göstermeye çalışıyorlar. Sanki devlet her istediklerini verecekmiş pozisyonunda gibi davranıyorlar. Ya da talepleri karşılanmazsa Türkiye daha büyük sorunlar yaşayabilir, Amerika ve İsrail bu meselenin içine girerek terör gruplarını destekleyebilir gibi senaryoları ortaya atıyorlar. Buradan Türkiye zararlı, terör örgütü karlı gibi bir ihtimali ortaya atıyorlar. Terör örgütüne ve siyasi bölücülere fayda temin etmeye çalışıyorlar. Ama gerçek durum bu değil. Bu konuya dair ABD Başkanı Trump da açıklama yaptı. Trump o grupları “Kürtler” şeklinde ifade etse de ben bunu böyle kabul etmiyorum çünkü Kürtler bizim kardeşimizdir. Asla Kürtlerle terör örgütünü özdeşleştirmedik, bundan sonra da özdeşleştirmeyeceğiz. Tam tersine DEM Parti ve PKK, Kürtlerle terör örgütünü özdeşleştirmeye çalışıyor. Maalesef bazı siyasetçilerimiz de bilerek veya bilmeyerek buna çanak tutuyor. Kürtlerin temsilcisi, Kürtlerin partisi gibi konuşmak çok yanlıştır. PKK ve DEM’le Kürtleri yan yana getirmemek en önemli hassasiyetimiz olmalıdır. Bize düşen bu oyuna düşmemektir.

FM: Amedpor’un bugüne kadar ortaya koyduğu yaklaşımın bundan sonra da devam etmesi durumunda ne gibi sorunlar olur? Sizce Amedspor yöneticileri nasıl hareket etmeli?

Mustafa Destici: Eğer bu takım buraya kadar geldiği şekliyle devam ederse çok büyük problemler olur. Takımın Süper Lig’e çıkışı desteklenmiştir, bunu da söyleyeyim.

FM: Kim tarafından desteklendi?

Mustafa Destici: Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasını isteyenler tarafından. Erokspor’un son iki maçına baktığımızda bunu net görürüz. Bu belki planın bir parçası. Bunu ben böyle okudum.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Başkan’ın 2007’de seçimlere bağımsız olarak girip seçildikten sonra aynı şekilde seçilen BDP’liler için söylediği gibi: “Hem kendileri hem Türkiye için bir şans. İnşallah bu şansı iyi değerlendirirler, Türkiye partisi olurlar, terörle aralarına mesafe koyarlar” ifadesini ben de Amedspor için söylemek istiyorum. İnşallah Türkiye’nin takımı olurlar. 1 Haziran Pazartesi saat 18’de yapılacak Amedspor’un Genel Kurulu’nda Türk bayrağı asılacak mı? İstiklal Marşı okunacak mı? Göreceğiz. Bizim tavsiyemiz; Diyarbakır’ın takımı olsunlar, PKK’nın takımı olmasınlar. Türkiye’nin takımı olsunlar. Türkiye’nin dört bir yanında yuhalanarak değil, alkışlarla karşılansınlar.

MUSTAFA DESTİCİ: AMEDSPOR TÜRKİYE’NİN TAKIMI OLURSA MAÇINA GİDERİM

FM: Dediğiniz şekilde hareket edilirse Amedspor’un maçına gider misiniz?

Mustafa Destici: Türk bayrağıyla çıkarlarsa, kongrelerini Türk bayrağıyla yaparlarsa elbette maçına giderim. Niye gitmeyeyim? Şu noktaya kadar sanki PKK Terör Örgütü tarafından finansal olarak desteklenen, örgüt sempatizanları tarafından desteklenen bir görüntü ortaya koyuyorlar. Böyle devam ederlerse tıpkı DEM Parti gibi ya da diğer sivil toplum örgütleri gibi PKK uzantısı olarak görülürler ve ligde de uzun ömürlü olmazlar.

OYLARIMIZ YÜZDE 5 SEVİYESİNDE, POTANSİYELİMİZ DAHA FAZLA

FM: Kamuoyu araştırmaları konusuna değinmek istiyorum. Kamuoyu araştırmalarının basına servis edilen grafiklerine baktığımızda yeni kurulan bazı partilerin yüzde 3-4 bandında oy aldığı görülürken Büyük Birlik Partisi’ne yer verilmediğini görüyoruz. Bunun nedeni nedir? Siz de ölçümler yaptırıyorsunuzdur, sizin potansiyeliniz nedir?

Mustafa Destici: Çok farklı anket sonuçları yayınlanıyor. Bir de her gün farklı bir isimle mantar gibi anket şirketlerinin ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Eskiden sınırlı sayıda araştırma şirketi olurdu ve sahada çalışırlardı. Sonuçları da birbirine yakın olurdu. Şimdi böyle değil. Bazı şirketler hiç araştırma yapmadan sonuç yayınlıyorlar. İşini yapanları tenzih ediyorum aldıkları ücrete mukabil masa başı sonuç yayınlayanlar var. Yanısıra yaptıkları araştırma sonuçlarını maniple ederek yayınlayanlar var. Bir de tabi parti oylarını şirketlere para ödeyerek oylarını olmadığı halde kamuoyu oluşturmak için fazla çıkartmaya çalışan partiler var. Bu noktada bize gelen duyumlar var. Milyonlarca bu konuya para harcıyorlar. Bunların takip edilmesi lazım. Bu manipülasyonlara müsade edilmemesi lazım. Gerçek neticelerin verilmesi lazım. Bu noktada ciddi denetim mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Belirli bir süre sonra bu konuya da el atılacağını ümit ediyorum.

En son yaptırdığımız ankette oyumuz yüzde 5’in üzerinde çıktı. Ancak anket firması bunu yayınlayamadı. Firma “Başka yerde yayınlanmıyor, manipüle edilmiş gibi algı oluşur” dedi. Araştırma yaptırmak için 350 bin lira ödedik, yayınlamadılar. Başka bir büyük partinin yöneticisi bana ‘partiye oy verebilirim’ diye seçenek sunulduğunda “Sizin potansiyeliniz ikinci ya da üçüncü parti seviyesinde” dedi. Potansiyelimizin farkındayız ama yeterince oy alamıyoruz.

FM: Bunun sebebi finans kaynağı oluşturamamak mı? Ancak yeni kurulan partiler lüks binalar tutup, yüksek harcamalar yapabiliyor.

Biz seçim yardımı almıyoruz. Hazine yardımı da almıyoruz. Türkiye’de sadece beş parti seçim ve hazine yardımı alıyor. AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti ve İyi Parti alıyor. Halbuki seçime girecek partileri sadeleştirip, kaç tane olursa olsun sadece hak eden yani Siyasi Partiler Yasası’ndaki kanunları eksiksiz olarak uygulayan partilerin seçime katılan partilerin belirlenmesi gerekiyor. Böyle olursa en azından seçim yardımının eşit olmasa da adil dağıtımı söz konusu olabilir. Bizde seçime yirmi parti girse de yardımı beş parti alıyor. Cumhurbaşkanımıza konuyu anlatırken de futboldaki havuz sistemi dahi bizim seçim ve hazine yardımı sistemizden daha adil dedim.

MUSTAFA DESTİCİ: YEREL SEÇİMLERDE SADECE 10 MİLYON HARCADIK. 20 BELEDİYE KAZANDIK

FM: Siyaset maliyetli bir alan. Siz partiyi nasıl finanse ediyorsunuz?

Partiyi 70 merkez karar yönetim kurulu üyesiyle finanse ediyoruz. Her biri ayda minimum 20 bin lira aidat ödüyor. 30 bin 50 bin ödeyenler de var. Bununla partimizin ortak giderlerini karşılıyoruz. Kirası, personel maaşı ve diğer giderler… Onun dışındaki tüm masrafları kendimiz karşılıyoruz. Mesela ben buraya uçakla geliyorsam, biletimi kendim ödüyorum. Aracımla geliyorsam mazotumu kendim koyuyorum. Diğer arkadaşlarım da öyle yapıyor. Büyük organizasyonlar olduğunda da bir bağış kampanyası yapıyoruz. İçerideki arkadaşlar ve dışarıdaki sempatizanlarımız bağış yapıyor. Biz küçük rakamlarla hareket ediyoruz. Örnek vermek gerekirse yerel seçimlerdeki genel merkezimizin toplam bütçemiz sadece 10 milyon TL idi. Bununla 20 belediye aldık. Biri il, ondört hatırı sayılır ilçe. Bir adayın küçük bir ilçede harcadığı kadar bir bütçe. Bir 10 milyonumuz daha olsaydı iki il belediyemiz daha olurdu. Şu anda belediye başkanlığı sayısı olarak 5’inci parti konumundayız.

DEVLETİN, MİLLETİN VE ÜLKENİN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN ERDOĞAN ÖNEMLİ

FM: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem daha seçilmesi çok önemli” şeklinde bir açıklamanız oldu. Bu ifadenizi biraz açar mısınız?

Mustafa Destici: Bölgemiz ve dünya zor bir süreçten geçiyor. Tecrübe, istikrar ve güçlü liderlik şart. Savunma sanayi hamlelerimizin tamamlanması için de bir döneme daha ihtiyaç var. Macera arayamayız. Bunu siyasi bir düşünce ile söylemiyorum. Siyasetçi her zaman kendisi kazanmak ister, kendisi yönetmek ister ancak ben devleti, milleti ve ülkenin bütünlüğünü düşünerek konuşuyorum.

FM: Bu hafta sonu İstanbul Kongresi, 7 Haziran’da büyük kongre yapacaksınız… Kadrolarda değişim olacak mı?

Mustafa Destici: Kısmen değişim olacak. Büyük Kurultay için aslında Ekim ayına kadar süremiz var ancak kurultayı erken yapıyoruz çünkü yenilenmeye ihtiyacımız var. Kadın ve genç üye sayısını artıracağız. Bazı kamuoyunda bilinen isimler de gelecek. Hücre yenilemesi yapacağız ki önümüzdeki seçimlere daha zinde girelim.

 

Share.
Exit mobile version