Perşembe, Ağustos 27

Alt tarafı bir oyun düşüncesiyle başlayan ve zamanla bireyleri maddi, psikolojik ve sosyal yönden büyük bir yıkıma sürükleyen kumar bağımlılığı, ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin 81 ilinde 104 merkezle ücretsiz hizmet veren Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM), gizlilik esaslı tedavi programlarıyla bağımlılara umut oluyor. YEDAM bünyesinde 13 aydır tedavi gören bir danışan, yaşadığı zorlu süreci ve iyileşme yolculuğunu Haber7‘ye anlattı.

“BAĞIMLI OLDUĞUMU SON ANA KADAR KABUL ETMEDİM”

Lise yıllarında arkadaş ortamında küçük heyecanlar ararken kumarla tanıştığını belirten YEDAM danışanı, “Bağımlı olduğumu son ana kadar hiçbir zaman kabul etmedim. Artık çoğu şeyimi kaybettikten sonra kendime dedim ki, ‘Ben artık bağımlıyım, evet. Bunun için de bir şeyler yapmam lazım.’ İlk olarak kendi gayretimle kumardan uzak durmayı denedim. Kimi zaman 6 ay, kimi zaman 8 ay kumar oynamadığım dönemler oldu. Ancak borçlarımı bitiriyor ve yeniden, yeniden kumara başlıyordum.” ifadelerini kullandı.

14 yaşından beri süregelen kumar bağımlılığını Yeşilay’ın desteğiyle geride bıraktı!

“KAZANMAYI GEÇMİŞTİ, ARTIK KENDİMİ KANDIRIYORDUM”

Kumarın hissettirdiği duygunun zamanla değiştiğine dikkat çeken danışan, kazandıkça oluşan hazzın oynamaya yönelttiğini, kaybettikçe ise kazanma hırsıyla borçlanıldığını vurguladı. Son zamanlarda sadece oynamak için oynadığını anlatan danışan, “Kazanmayı da geçmişti artık olay, bağımlılıktı. Bir alışkanlık olmuş, hayatımın her gününde, her saatinde bir parçası olmuştu. Kendimi kandırıyordum.” şeklinde konuştu.

“UÇURUMA DOĞRU SÜRÜKLENİYORDUM”

Bağımlılık seviyesini bundan bir sene önce tamamen anladığını ve bunun 2-3 yıllık uzun bir oynama ve kayıplar süreci olduğunu belirten danışan, şunları kaydetti:

“En sonunda YEDAM’a başvurmadan önce ‘Ben bağımlıyım, kabul ediyorum ve bir an önce tedavi olmam lazım’ dedim. Çünkü artık uçuruma doğru sürükleniyordum ve bunun bir adım ilerisini sizler de biliyorsunuz. Hayatımın ellerimden kaydığı o yola girer miydim bilmiyorum çünkü inanın o an sağlıklı düşünemiyorsunuz. Her şey güzel olacakmış gibi hissediyordum. Kazanacağım, tekrar düzelteceğim duygusuyla hep o heyecanla oynuyordum.”

“EVİMİ, ARABAMI KAYBETTİM VE HALA YÜKLÜ BİR BORCUM VAR”

Bağımlılık sürecinde kötü anlar yaşadığını aktaran danışan, “Kayıplarıma gelirsek evimi kaybettim, arabamı kaybettim ve hala yüklü bir meblağ borcum var. Çalışarak ödemeye başladım. 3-4 sene daha borç ödeyerek ancak sıfırlayabileceğim. Ailemde tekrar kumar oynamaya başlayabilir miyim korkusu vardı, ama ben kendime söz verdim. O eski yaşadığım kötü anıları istemiyorum.” dedi.

Çeyrek asırlık bağımlılığın pençesinden YEDAM sayesinde kurtuldu: Keşke hiç denemeseydim!

“BURADA KENDİMİ BİR AİLE ORTAMINDA HİSSEDİYORUM”

YEDAM’a ilk geldiğinde ve tedavi süreci başladığında bu kadar etkisi olacağını beklemediğini söyleyen danışan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buraya ilk adımımı attığımda ‘Nasıl yapacağım’ diyordum. Ancak şu an 13 ay oldu kendimi bir aile ortamında gibi hissediyorum ve buraya gelmekten mutluluk duyuyorum. Bir yandan çalışıyor bir yandan iznim, boş vaktim oldukça hemen buraya geliyorum çünkü burada kendimi çok iyi hissediyorum. Örneğin YEDAM’da ahşap yakma atölyesine katılım sağladığımda yeteneğim olduğunu keşfettim. Kitap okuyorum, filmler izliyorum. Kendime yeni hobiler edindim. Boş zamanlarımı bu güzel aktivitelerle doldurarak tedavimi devam ettiriyorum.”

“EN ÖNEMLİSİ KENDİME SÖZ VERDİM”

Bağımlı olduğunu kabul etmeden tedavinin faydalı olamayacağının altını çizen danışan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ben bağımlıyım, evet. Bu bir yıl, iki yıl tedavi aldım bitti değil. Hayatım boyunca devam edecek belki. Ama ben bunu kabul ediyorum. Aileme söz verdim, en önemlisi kendime söz verdim. Ben bir daha bu kötü anları yaşamayıp güzel bir hayat yaşamak istiyorum, deyip kendimi bu şekilde motive ediyorum.”

“AİLELER BEKLENMEDİK BORÇLARA VE YALANLARA DİKKAT ETMELİ”

YEDAM’ın bağımlılık alanında ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı danışmanlık, psikoterapi ve sosyal hizmet desteği sunduğunu belirten YEDAM Klinik Psikoloğu Cemile Topbaş, tedavi sürecine ilişkin detayları paylaştı.

Kişilerin 115 numaralı hat üzerinden kendilerine ulaşabildiğini hatırlatan Topbaş, “İlk aşama klinik değerlendirme aşamasıdır. Sonrasında kişiyle ihtiyaç duyduğu şekilde, kumar isteği ve tetikleyicilerle baş etme noktası gibi konuları birebir çalışırız.” dedi.

Bağımlı bireyin yanı sıra ailelerin de doğrudan YEDAM’A başvuruda bulunabileceğinin altını çizen Topbaş, “Eğer halihazırda beklenmedik borçlar çıkıyorsa, bu borçlar yüklü miktarlarda oluyorsa, kişide yalan söyleme davranışı varsa, sosyal ilişkilerinde eskisi kadar dışa dönük değilse, psikolojik olarak daha depresif ve kaygılı bir duygu durumu varsa aileler en yakın YEDAM’a başvurabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Tedaviyi yarım bırakan kişilerin istedikleri zaman merkeze tekrar dönebileceğini vurgulayan Topbaş, yer değişikliği durumunda da danışanların tayin oldukları veya taşındıkları şehirlerdeki YEDAM’lardan destek almaya devam edebileceklerini bildirdi. Topbaş ayrıca, merkezde uygulanan sanat terapi yöntemleri ve atölye çalışmalarıyla danışanların boş vakitlerini yapılandırdıklarına dikkat çekti.

YEŞİLAY RAPORU TEHLİKENİN BOYUTLARINI ORTAYA KOYUYOR

Öte yandan Yeşilay tarafından hazırlanan Kumar Raporu, Türkiye’deki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi. Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 10,1’i, yani yaklaşık 6,8 milyon kişi hayatında en az bir kez kumar oynadı. Çevrim içi kumara başlama yaşının 15’e kadar düştüğü belirtilen raporda, bazı vakalarda 15 yaş altı çocukların da kumar davranışı gösterdiği tespit edildi.

Dijital platformların ve yasa dışı bahis sitelerinin 7/24 erişim imkanı sunarak kontrol kaybını artırdığına dikkat çekilen raporda, 2021-2024 yılları arasında YEDAM’a kumar bağımlılığı nedeniyle 15 bin 624 kişinin başvurduğu bildirildi. Kumarın, toplam başvuruların yüzde 28’ini oluşturarak en hızlı artış gösteren bağımlılık türü olduğu kaydedildi.

Raporda, en yüksek risk grubunun 15-24 yaş arası gençler olduğu, işsizler, düşük gelir grupları ve borçlu bireylerde kumarın daha yaygın görüldüğü ifade edildi. Bireysel düzeyde borçlanma, tefecilik döngüsü, depresyon ve intihar düşüncesine yol açan kumarın, toplumsal düzeyde ise boşanma, şiddet ve suç oranlarında artışa neden olduğu vurgulandı. Kovid-19 pandemisi sonrası evde geçirilen sürenin artmasıyla çevrim içi kumarın hızlandığı belirtilen raporda, önleyici politikalar, erken müdahale, dijital denetim ve toplumsal farkındalık çalışmalarının acil bir ihtiyaç olduğu yinelendi.


Share.
Exit mobile version