Salı, Temmuz 21

Gazeteci ve Yazar Nedim Şener, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmadaki yeni gelişmeleri köşesine taşıdı. Şener, “Yazıcıoğlu suikastı öncesi FETÖ mahrem imamlarının toplantısı” başlıklı yazısında, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) suikastın her aşamasında yer aldığını belirtti.

‘HER AŞAMADA FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ VAR’

Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu helikopterin 25 Mart 2009’da FETÖ’cü pilotlar tarafından düşürüldüğünü anlatan Şener, “FETÖ’cü istihbaratçıların sahte istihbarat raporuyla arama kurtarma çalışmalarının kesilmesine, FETÖ’cü Emniyetçiler tarafından arama kurtarma çalışmalarının yanlış yerlere yönlendirilmesinden FETÖ’cü savcılar tarafından suikast ile ilgili soruşturmalara, soruşturmaları Ergenekon kumpasına çevirme girişimlerinden FETÖ’cü faillerin yargıdaki örgüt mensupları aracılığıyla kurtarılmasına kadar her aşamasında Fetullahçı Terör Örgütü var.” dedi.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu’nun “Dört dörtlük FETÖ suikastı” ifadelerine atıfta bulunan Şener, dosyanın Adalet Bakanı Akın Gürlek’in çabalarıyla yetkisizlik kararı verilerek Kahramanmaraş’tan yeniden Ankara’ya döndüğünü kaydetti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Örücü koordinesinde başlayan soruşturmanın 6 yıl önce ortaya çıkan gerçekleri görünür hale getirdiğine dikkat çeken Şener, “Soruşturmayı derinleştiren savcı ekibi, yeni bulgulara da ulaşıyor.” diye konuştu.

FETÖ ELEBAŞINDAN “ORTADAN KALDIRIN” TALİMATI

Yazıcıoğlu’nun 19 Ocak 2007’deki Hrant Dink suikastının BBP ile ilişkilendirilmesine “Bizim tarla sürülmüş” diyerek tepki gösterdiğini hatırlatan Şener, örgütün suikast talimatına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“20 Haziran 2021 ve 30 Haziran 2021 tarihlerinde Adıyaman TEM Şube Müdürlüğü’ne kendiliğinden gelerek ifadeler veren ve daha önceden FETÖ içerisinde bulunmuş Yurt Müdür Yardımcısı Abuzer Dilekçi ifadelerinde, ABD’den gelen iki kişi aracılığıyla FETÖ elebaşının örgütün yanında olması teklifini Yazıcıoğlu’nun reddettiğini, bunun üzerine açığının aranmasını istediği, bulamayınca da ‘ortadan kaldırın’ talimatı verdiğini söyledi.”

SAVCILIĞIN SUİKAST İLE İLGİLİ TESPİTLERİ

Helikopterin düşürüldüğü bölgedeki savaş uçaklarının hareketliliğine değinen Şener, Ankara Cumhuriyet Savcılığının tespitlerini aktararak, “Helikopterin düşürüldüğü bölgede bulunan iki F-16 savaş uçağı Amasya 5. Ana Jet Üssü’nden, bir F-4 savaş uçağı ise Malatya Erhaç Askeri/Sivil Havalimanı’ndan kalktı. Kayıtlara göre olay anında F-4 savaş uçağı belirli bir süre içerisinde radardan kayboldu. Savaş uçağının radardan kaybolmasının sebepleri şunlar: Radar kapatma, ani alçalıp yükselme ve alçak uçuş.” ifadelerini kullandı.

Helikopterin uçuş güzergahı üzerinde uçan ve radardan kaybolan F-4 savaş uçağının bilinçli ya da bilinçsiz olarak helikopteri düşürdüğünü belirten Şener, pilotlardan Ali Armağan’ın olaydan 5 gün önce Malatya’ya geldiğinin tespit edildiğini vurguladı.

FETÖ bağlantılı Ali Armağan’ın Hava Kuvvetleri mahrem imamlarından Adil Öksüz ile yoğun irtibatının bulunduğunu anlatan Şener, “Dosyadaki tespitlere göre Adil Öksüz ile Ali Armağan arasında 152 kez iletişim tespit edildi. Daha da ilginci Adil Öksüz’ün evinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve örgüt elebaşı Fethullah Gülen tarafından yazılan kitapta Ali Armağan’ın eşi Şerife Armağan’ın parmak izleri belirlendi.” dedi.

SUİKAST ÖNCESİ MAHREM TOPLANTILAR

Suikast öncesi ve sonrasında FETÖ’nün mahrem imamlarının yaptığı toplantıların ortaya çıktığını belirten Şener, şunları kaydetti:

“Muhsin Yazıcıoğlu suikastı öncesi İstanbul’da yaşayan FETÖ’nün Hava Kuvvetleri mahrem imamı Erol Sağlam, 21 Mart 2009 tarihinde, yani helikopterin düşmesinden 4 gün önce İstanbul’dan uçakla Diyarbakır’a oradan da akşam saatlerinde Malatya’ya geçti. FETÖ hava mahrem imamı Erol Sağlam, Malatya’ya ulaştığında FETÖ/PDY içerisinde Malatya Hava mahrem imamı olarak faaliyet gösteren Ali Cingitaş ile buluştu.”

Örgüt yöneticisi hava mahrem imamı Cağfer Sarıkaya, Harun Biniş ve Adil Öksüz’ün 23 Mart 2009’da İstanbul’dan ABD’ye gittiklerinin belirlendiğine işaret eden Şener, “Malatya hava mahrem imamı Ali Cingitaş, 25 Mart 2009’da helikopterin düşürülmesi sonrası, 30 Mart 2009 günü İstanbul’a gitti. Cingitaş, İstanbul’da daha önce irtibatlı olmadığı Hava Kuvvetleri mahrem imamlarından 15 Temmuz darbe girişiminde Akıncı Hava Üssü’nü yöneten sivil imamlardan Kemal Batmaz ile irtibat kurdu.” diye konuştu.

Şener, Ali Cingitaş ile Kemal Batmaz’ın geçmiş yıllarda irtibatlı olmamalarına rağmen Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden sonra İstanbul’da buluşmalarının dikkat çekici bulunduğunu aktardı.

‘KADERE BAK DİYORUM’

Soruşturma kapsamında 19 kişinin tutuklandığını ve operasyonların safhalara bölündüğünü belirten Şener, 17 yıl sonra kurbanların ailelerinin umutlarının boşa çıkmayacağını ifade etti.

Yazıcıoğlu ile 1998 yılında MÜSİAD’ın ödül töreninde yan yana geldiklerini ve ödülünü Yazıcıoğlu’nun elinden aldığını anımsatan Şener, “Soruşturma kapsamında 19 kişinin tutuklandığı gün Sivas’ta, 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti’nin aynı suikastta hayatını kaybeden meslektaşımız İsmail Güneş adına verdiği ödülü aldım. 1998 yılında ödülü verirken Yazıcıoğlu’nun suikasta uğrayacağını, benim bunu yazacağımı, aynı suikastta hayatını kaybeden İsmail Güneş adına ödül alacağımı, bunu da BBP’nin şimdiki Genel Başkanı Mustafa Destici’nin elinden alacağımı söyleseler inanmazdım. Ama öyle oldu, kendi kendime ‘kadere bak’ diyorum.” dedi.

Öte yandan Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği kazayla ilgili yürütülen soruşturmada FETÖ’nün suikast planına dair deliller dosyaya girdi. Şüpheliler Mehmet Sevdim, Ferudun Seren ve Kerem Mumcuoğlu’nun ifadelerine göre, helikopterdeki ELT yer tespit cihazı mevzuata uygun şekilde sökülerek savcılığa teslim edildi.

GEÇMİŞE DÖNÜK TUTANAK

Ancak heyet, 31 Mart’taki ikinci incelemede kokpitte bulunan ARGUS 5000CE isimli navigasyon cihazının yerinde olmadığını fark etti. Şüpheliler ifadelerinde bu durumu önce resmi kaza raporuna yazmadıklarını sonradan ise Mayıs 2009’da, geçmişe dönük tarih atılarak tutanak düzenlendiklerini itiraf etti. Kayıp cihaz tartışmasında askeri arama-kurtarma ve kaza kırım heyeti başkanı konumundaki şüpheli Ebubekir Semih Yüksekkaya ise ifadesinde, cihazların sivil heyetin elindeyken kaybolduğunu veya fotoğraf hilesiyle gizlendiğini ileri sürdü. Ayrıca sivil helikoptere ait ‘dönüş kayış müşiri’ parçasının da sivil heyetin odasında yapılan aramada bulunduğunu söyledi.

‘MERAKTAN’ ENKAZA GİTMİŞLER

Nusret Memiş, Nedim Bakırhan ve Cemal Şahin ifadelerinde kendilerinin arama çalışmalarında kırıma uğrayan askeri helikopterle ilgili görevli olduklarını Yazıcıoğlu’nun helikopterinin enkazına ‘merak ederek’ gidip baktıklarını iddia etti. İfadelerde şüphelilerden Aydın Özsıcak’ın enkazdan ‘hatıra amaçlı parça almak’ istediği, ancak diğerlerinin buna engel olduğu belirtildi.

KOORDİNATA BİLİNÇİLİ GİDİLMEDİ

İstihbarat polis memuru şüpheli İsmail Kaya ifadesinde “Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık, sağ ve hastaneye götürülüyor” içerikli bilgi notunu ‘teyide muhtaç’ olmasına rağmen şube müdür yardımcısı Dursun Özmen’in baskısı ve emriyle sisteme girilerek 81 ile gönderildiğini söyledi. Kaya, şubede görevli başka bir memurun kazanın yerini 1,5 kilometre yaklaşımla tespit ettiğini, ancak kurum koridorlarında “ısrarla benim bulduğum yere gitmiyorlar” şeklinde konuşmalar yapıldığını anlattı.

‘HATIRLAMIYOR’ BAHANESİ

Şüpheli ifadelerinde kritik konulardaki sorulara ‘hatırlamıyorum’ yanıtı verdi. Kimi şüpheliler ankesör ve büfe aramalarını hatırlamadıklarını, kimi şüpheliler olay günü kiminle uçtuğunu veya hangi belgeleri imzaladığını net olarak bilmediğini ifade etti. Bazı şüpheliler ise raporları mesai arkadaşlarına güvenerek imzaladıklarını söyledi. Bu ifadeler, tek tek incelenerek dijital veriler, HTS kayıtları, uçuş bilgileri ile tanık beyanları gibi delillerle bir bütün halinde değerlendirilecek.

ÖRGÜT BAĞLANTILI ORGANİZE EYLEM

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kritik tespitler üzerine dosyada kazanın yalnızca teknik hata veya pilotaj hatası çerçevesinde değil, FETÖ bağlantılı organize bir eylem ihtimali yönünden de soruşturuyor. Kaza sırasında helikopterin kırımına neden olduğu değerlendirilen F-4 savaş uçağının pilotu eski Albay Ali Armağan’ın FETÖ’nün Hava Kuvvetleri mahrem imamı Adil Öksüz’e ait telefon hattı ile 152 kez irtibatı tespit edildi. Öksüz’ün evindeki elebaşı Fetulah Gülen’in kitabında Armağan’ın eşi Şerife Armağan’ın parmak izi bulundu. Kayıp navigasyon cihazı, geçmiş tarihli tutanak, resmi rapora yazılmayan tespitler, enkazdan parça alma iddiası, gidilmeyen koordinatlar, çelişkili bilgi notları, ByLock yazışmaları ve savaş uçağı pilotlarının Adil Öksüz ile irtibat kurulduğu değerlendirilen operasyonel hat, savaş uçaklarının olay günü rotası ve mahrem imamlarla irtibat iddiaları birlikte değerlendiriliyor.


KAYNAK: HABER7 / HÜRRİYET

Share.
Exit mobile version