Üniversite gençliğinin yoğun ilgi gösterdiği programda Gemuhluoğlu’nun aşka dair görüşleri, dostluğa yüklediği anlam ve nesillere yaptığı ağabeylik üzerinde duruldu.
Programın oturum yöneticiliğini Bilal Kemikli yaptı. Programda Mahmut Bıyıklı, Ali Gemuhluoğlu ve Hüseyin Algül, Fethi Gemuhluoğlu’nu farklı yönleriyle anlattı.
“O, DOST ZENGİNİYDİ”
İlk sözü alan Prof. Dr. Hüseyin Algül, Gemuhluoğlu’nun manevi derinliğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“O, Kur’an aşığıydı, Peygamber aşığıydı; Ensar ve Muhacirun’a âşıktı. Bildiğimiz gibi onları gözünden ve gönlünden ırak tutmazdı. O, mülk zengini değil dost zenginiydi. Para biriktirmedi, dost biriktirdi. Ömrü boyunca insanımıza dostluk duygularıyla yaklaşarak yardımcı oldu.”

“BUZ KIRICI GEMİ GİBİYDİ”
Dr. Ali Gemuhluoğlu ise Fethi Gemuhluoğlu’nun birleştirici yönüne vurgu yaptı. Rahmetli Gemuhluoğlu’nu “buz kırıcı gemilere” benzeten Ali Gemuhluoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Altmışlı ve yetmişli yıllarda modernleşme ve Batılılaşma arasına sıkışmış Türkiye’deki donmuş buzulları kıran güçlü ve dayanıklı bir gemiydi. Ülkemizde yabancılaşma kültürle başladı; yeniden ayağa kalkışımızın da kültür, sanat ve edebiyatla mümkün olacağına inanıyordu.”
TEK BAŞINA BİR OKUL OLDU
Programda son konuşmayı yapan Mahmut Bıyıklı ise Fethi Gemuhluoğlu’nun çok yönlü bir şahsiyet olduğuna dikkat çekti. Gemuhluoğlu’nun yalnızca fikirleriyle değil, yetiştirdiği insanlarla da bir mektep oluşturduğunu belirten Bıyıklı, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu topraklara sarsılmaz bir vefayla bağlıydı. Geleceğin güçlü Türkiye’si için insan yetiştirmeye çalıştı. Bu ülkenin çocuklarına vatana, millete, dine, devlete, ağaca, kurda, kuşa, insana ve dost olmaya dair bir şuur kazandırdı. Her sözünde içtenlik, her davranışında Allah vergisi bir dirilticilik vardı.
Hukuk okuduğu hâlde edebiyat öğretmenliği yapması boşuna değildi. Türkiye’nin yeniden ayağa kalkmasının iyi yetişmiş bir nesille mümkün olduğuna inanıyordu. Bu sebeple vakıf aracılığıyla üniversiteli gençlere ulaştı. Onlara sadece bur değil ders de verdi. Tek başına bir okul oldu.”
KADRO YETİŞTİRDİ
Gemuhluoğlu’nun rahle-i tedrisinden geçen birçok insanın ilerleyen yıllarda şair, yazar, akademisyen ve devlet adamı olarak ülkeye hizmet ettiğini belirten Bıyıklı, ülkemizi kalkındıracak kadrolar yetiştirdiğini vurguladı.
Bıyıklı, Gemuhluoğlu’nun Türk gençliğini büyük rüyalar görmeye çağırdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsanın ufkunu daraltan ne varsa ondan uzaklaştırıp, gözün sezmediği yerden dostlarının gözyaşlarını silebilmenin inceliklerini öğretti. İnsanın kendi içine dönüp kendini gözden geçirmesine, tarihle ve coğrafyayla yeniden bağ kurmasına, zamana dost olmasına; nihayet Allah’ın ahlakıyla ahlaklanıp ebediyet yoluna hazırlanmasına çağırdı.”
KELAM TOHUMDUR!
Konuşmasının sonunda Hazreti Mevlânâ’nın şu sözünü hatırlatan Bıyıklı:
“Toprağa hangi tohumu attın da bitmedi; hele bir de insan toprağına tohum at, bitmezse o zaman konuş.”
Kelam tohumdur diyen Fethi Gemuhluoğlu’nun Anadolu topraklarına sayısız tohum ektiğini belirterek, “Türk milletinin evlatlarına dair derdi vardı. Soylu bir şuurun öncülüğünü yaptı. Hayırla anılıyor olması ömrünü milletine vakfetmesi sebebiyledir” dedi.
Yaklaşık iki saat süren program Fethi Gemuhluoğlu Dostluk Grubu adına Avukat Ahmet Yılmaz’ın teşekkür konuşmasının ardından sona erdi.
KAYNAK: HABER7


