Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) verilerinden yapılan derlemeye göre, tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgınının sürdüğü 2020’de yenilenebilir enerji sektörü başlangıçta tedarik zinciri ve finansman sorunlarıyla yavaşlasa da düşük işletme maliyetleri sayesinde daha dayanıklı kaldı.
Salgın sonrası dönemde yükselen fosil yakıt fiyatları, enerji güvenliği kaygıları ve yeşil politikaların etkisiyle güçlü büyüme ivmesi yakalayan yenilenebilir enerji kaynaklarının stratejik önemi arttı.
Geçen yıl ise Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği enerji krizi, yenilenebilir enerjinin enerji güvenliğini, dayanıklılığı ve ekonomik rekabet gücünü artırmadaki stratejik önemini ortaya çıkardı.
Türkiye, 2020’de 49 bin 195 olan toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünü 2025 sonunda yüzde 55 artırarak 76 bin 300 megavata çıkardı.
Söz konusu yenilenebilir enerji kaynakları içinde ilk sırada 32 bin 294 megavat kapasiteyle hidroelektrik enerjisi yer aldı. Bunu 25 bin 469 megavatla güneş enerjisi, 14 bin 781 megavatla rüzgar, 2 bin megavatla biyoenerji ve 1758 megavatla jeotermal enerji takip etti.
2020-2025 döneminde en yüksek artış yüzde 281,9 ile güneş enerjisinde yaşandı. Güneş enerjisi 2020’de 6 bin 668 megavat seviyesinde bulunuyordu.
Artışta ikinci sıra yüzde 82,1’lik gelişmeyle biyoenerji alanında gerçekleşti. Biyoenerji 2020’de 1097 megavatlık kurulu güçte bulunuyordu.
Rüzgar enerjisi ise bu dönemde yüzde 67,3’lük artışla en yüksek kurulum gerçekleştirilen üçüncü yenilenebilir enerji kaynağı olarak kayıtlara geçti. 2020’de rüzgar enerjisi kurulu gücü 8 bin 832 megavat seviyesinde bulunuyordu.
Türkiye, elektrifikasyonun ilerletilmesi konusunda uluslararası topluma güçlü mesaj veriyor
IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, AA muhabirine, Türkiye’nin yenilenebilir enerji performansının son dönemde hızla geliştiğini ve kapasite kurulumlarının hız kazandığını söyledi.
La Camera, IRENA’nın 2025 verilerinin de elektrik kapasitesinin çoğunluğunun yenilenebilir kaynaklara dayandığını doğruladığını belirterek, “Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynakları artık toplam kurulu elektrik kapasitesinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. Bu durum, yenilenebilir kaynakların Türkiye’nin elektrik kapasitesi artışının bel kemiği haline geldiğini açıkça gösteriyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin küresel ölçekte en hızlı büyüyen güneş enerjisi pazarlarından biri olarak öne çıktığının altını çizen La Camera, “Güneş, rüzgar ve hidroelektrik alanlarındaki yüksek yerli potansiyel, doğru ve kararlı politikalarla desteklendiğinde enerji güvenliğini güçlendirebilir ve fosil yakıt ithalatına bağımlılığı önemli ölçüde azaltabilir. Türkiye ise özellikle şebeke altyapısı, enerji depolama kapasitesi ve mevcut politika darboğazlarını aşabildiği takdirde, temiz enerji alanında güçlü ve etkili bir aktör haline gelebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) ev sahibi ve eşbaşkanı olduğunu anımsatan La Camera, Ankara’nın yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırarak elektrifikasyonun ilerletilmesi konusunda uluslararası topluma güçlü bir mesaj verdiğini anlattı.
La Camera, sözlerini şöyle tamamladı:
“Türkiye’yi zaten ziyaret ettim ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile önümüzdeki aylarda IRENA’nın başkanlığa en iyi şekilde nasıl destek olabileceğini görüşmek üzere bir araya geldim. Başkanlığın siyasi önceliklerini ve eylem gündemini desteklemek amacıyla güçlü analitik çalışmalar, yüksek etkili girişimler ve sonuç odaklı ortaklıklar sunacağız ve gerçek anlamda bir ‘uygulama COP’u’ için katkı sağlayacağız.”


