Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan menfur saldırılar, eğitimdeki güvenlik ve aile sorumluluğu tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Yaşanan acı olaylar, Hababam Sınıfı filminde Mahmut Hoca’nın yıllar önceki tarihi “karne” dersini akıllara getirdi.
Türkiye, üst üste gelen okul saldırılarıyla sarsıldı. Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, ardından bugün Kahramanmaraş’ta okulda gerçekleşen menfur saldırılarda hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu. Okul koridorlarına kadar giren şiddet sarmalı, toplumda derin bir üzüntü ve endişeye yol açarken; aile yapısı ve birey yetiştirme süreçleri üzerindeki ihmaller bir kez daha gündeme oturdu.
YILLAR ÖNCESİNDEN GELEN TOKAT GİBİ GERÇEKLİK
Yaşanan bu trajik hadiseler, Türk sinemasının kült yapımlarından biri olan “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” filmindeki unutulmaz bir sahneyi ve o sahnedeki derin mesajları tekrar hafızalara kazıdı. Filmde, okul müdür yardımcısı Mahmut Hoca karakterinin, çocukların eğitimindeki ve aile hayatındaki kopukluklara dikkat çekerek karneleri öğrencilere değil, velilere verdiği o anlar, bugün yaşanan şiddet olaylarının temelindeki “sorumluluk” eksikliğini adeta yıllar öncesinden yüzümüze vurdu.
“KARNELERİN GERÇEK SAHİPLER SİZLERSİNİZ”
Mahmut Hoca şu ifadeleri kullanmıştı:
“Gerek öğretmenlerine, gerekse ana babalarına yani sizlere, hatta memleketlerine faydalı birer insan olarak yetişmeleri için ne yaptınız? Görev ve sorumluluklarını kendilerine hatırlattınız mı? Bir çocuk eline çanta verip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş para koyup okulu köşesine atılmakla eğitilmez. Daha doğrusu ana babanın görevi burada bitmez. Bu yüzden benim kanımca tembel çocuk, hatalı çocuk, suçlu çocuk yoktur. Hatalı ve hatta suçlu ana baba vardır. O yüzden de bu karneleri çocuklarınıza değil, gerçek sahipleri olan sizlere vermeyi daha uygun buldum.
EĞİTİMİN TEMELİNDEKİ YARA: AİLE VE İLGİSİZLİK
Yıllar öncesinden beyaz perdeye konu olan bu olay, Türkiye’deki eğitim sorununun en temelini, yani ailede başlayan ilgisizliği ve “çocuğu okula emanet edip çekilme” anlayışını açıkça ortaya koymuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen, can kayıplarının yaşandığı saldırılar; sadece güvenlik önlemlerinin değil, Mahmut Hoca’nın işaret ettiği o “insan yetiştirme” felsefesindeki büyük boşluğun ve ailevi sorumlulukların ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladı.


