15 Temmuz darbe girişiminin Türk demokrasi tarihindeki diğer darbelerden farklı yönleri bulunmaktadır. 15 Temmuz, bütün özellikleriyle, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.
Türkiye’de maalesef 1960 darbesi ile başlayan 1971 muhtırası, 1980 askeri müdahalesi, 28 Şubat 1997 süreci gibi hemen hemen on yılda bir milli iradenin Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarınca askıya alındığı bir tarih yaşanmış, bazı olumsuz etkileri günümüze kadar devam etmiştir.
Askeri müdahaleler soğuk savaş zamanlarında özellikle gelişmekte olan ülkelerde sıkça görülmüştür. Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde ve özellikle Orta Doğu coğrafyasında görülen darbelerin arkasında ya ABD destekli ya da Sovyet Rusya destekli generaller, ülkelerindeki istikrarsızlığın getirdiği olumsuzlukları gerekçe göstererek seçilmiş iktidarları alaşağı etmişler, kendi ideolojilerini rejim olarak inşa etmişlerdir.
Türk demokrasi tarihindeki diğer darbeler ve 15 Temmuz darbe girişimi, emperyalist dünya güçleriyle bağlantılı bir yapı tarafından gerçekleştirilmiştir. Açık bir şekilde Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü hedef alan büyük bir ihanettir, darbeler.
Daha önceki darbeleri TSK içinden gelişen bir irade ile subaylar darbeyi gerçekleştirirken, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerçekleştirenler dini cemaat görüntüsü altında CIA uzantısı gizli bir örgüt tarafından icra edilmiştir.
15 Temmuz gecesinde başlatılan kanlı darbe girişimini Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile meydanlarda toplanan Türk halkı iradesiyle, kanıyla, canıyla engelledi.
15 Temmuz darbe girişimi, Cumhuriyet tarihinde yaşanan diğer darbe girişimlerinden farklı özellikler göstermektedir. Diğer darbe teşebbüsleri silahlı kuvvetler içinden bir kadronun devlet idaresini ele geçirmek üzere gerçekleştirdiği bir eylemken, 15 Temmuz kalkışması bunlardan farklı olarak doğrudan sivil bir grup tarafından sevk ve idare edilen ama yanı zamanda silahlı kuvvetler içinde yuvalanmış bir grubun eliyle gerçekleştirilen bir kalkışmadır.
15 Temmuz ile Türk demokrasisi acımasız bir darbe kalkışmasını bastırmış bir demokrasi olma özelliğini kazandı.
Yüzlerce şehit, binlerce gazi, milyonlarca kahraman; Türkiye bu kez ne iradesini ne de şehit kanıyla sulanmış bayrağını sahipsiz bıraktı.
15 Temmuz Milletin zaferi ile sonuçlanmıştır. Devletimiz, 15 Temmuz’da 251 şehidimizin ve 2 bin 740 gazimizin hesabını hainlerden sormaktadır.
Askeri vesayet, yıllardır darbelerle demokrasinin baş rolü olan halkı etkisiz eleman yapmaya alışmıştı.
Ancak bu defa Türk milleti iradesine sahip çıktı ve tabuları yıkarak tüm dünyaya darbenin önlenebileceğini gösterdi.
15 Temmuz’un önemli bir farkı vardır. Daha önceki darbelerin aksine 15 Temmuz milletin aşağıdan yukarıya gelişen güçlü direnişidir.
Halkın feraseti sayesinde 15 Temmuz gecesi 16 Temmuz sabahına bir diriliş destanı olarak taşınmıştır.


