Yarından sonraki gün 28 Şubat’ın 28. yıldönümüdür.
Mütedeyyin camia olarak tarihin en büyük baskı, yıldırma ve zulüm çarklarının arasına tıkılmıştık.
Bu fakir kardeşiniz bile gece yarısı evimden zırhlı araçla alınıp, üç yıla yakın DGM’de yargılanmıştım. Ama ne denli zulme uğrarsak uğrayalım Necmettin Erbakan ve arkadaşları kadar hiçbirimiz baskı görmedik. Bu sebepledir ki, bu yıldönümünde 28 Şubat’ın kendisinden ziyade, o oligarşik diktanın zulmüne maruz kalan insandan, yani Erbakan Hoca’dan bahsetmek, onu yazmak istiyorum.
Necmettin Erbakan ismi bizim kuşağın, en değerli kahramanlarından biri, hatta en önemlisidir.
Erbakan; Anadolu’nun en ücra köşelerinden çıkıp üniversite okumak için büyük şehirlere gelen biz yoksul gençlerin, siyah-beyaz televizyon ekrandaki tartışmasız en büyük liderimizdi.
Erbakan hakkında, belki bugüne kadar yazılanlardan daha fazlası bundan sonra yazılacaktır, yüksek lisans ve doktora tezleri hazırlanacaktır hakkında.
Bendeniz 28 Şubat’ın yıldönümü vesilesiyle Hoca hakkındaki izlenimlerimden bir kısmını sıralayacağım.
Hoca, “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyordu; materyalist temeller üzerine oturtulmuş bir sistemin sürekli insanımızı yozlaştırıp, içini boşalttığını çok iyi biliyordu. Manevi boşluk içindeki insanın imdadına koşuyor, önce ahlak ve maneviyat diyordu Necmettin Erbakan.
Ümmetçi Erbakan: İş birlikçi Frenklerin Çar ve Kralları olan Emperyalistler sadece Osmanlıyı parçalayıp paylaşmadılar.
Osmanlı ile birlikte insanların birbiri ile olan bağlarını kesti, parçaladı, yok ettiler.
Hatta, birbirine düşman ettiler.
Kürt, Türk ve Arap kavimleri kardeşliğin, ümmet birliğinin, büyüklüğünün ve dünyaya hâkim olmanın keyfini, lezzetini kaybettiler.
Erbakan Hoca’nın İslam Alemine en büyük hizmetlerinden biri budur. “Küfür tek millettir …” İlahi emrini hatırlatarak Müslümanların kardeşliğine, birlik ve beraberliğine vurgu yaptı ve Osmanlıdan sonra tüm İslam Dünyasında tek ümmet olmayı ilk kez üzerine basa basa, “Millî Görüş cemaat değil, Ümmettir.” diyerek o dile getirdi.
Bilim Adamı Erbakan: Ender bulunan üstün bir zekâ, çok başarılı bir eğitim hayatı ve büyük bir bilim adamı. Erbakan, Almanya’da tankların geliştirilmesinde de, Türkiye’de Gümüş Motor’un planlanıp üretilmesinde de o üstün zekânın ve çok çalışkan bir bilim insanının eserlerini somut olarak ortaya koymuştur.
Hoca Erbakan: Kim, hangi sebeple söylerse söylesin. Herkes onun “Hoca” olduğunu kabul etmektedir. Evet, o bir hocadır. Televizyon ekranlarında grafiklerle ilk kez bütün bir millete birçok konuda “dersler” vermiştir. Ayrıca Hoca besmeleyi çekip Milli Nizam Partisini açarken, “Bizim yolumuz Peygamberlerin ve Sultan 2. Abdülhamid’in yoludur.” ve “Namaz dinin direği, Cihad ise zirvesidir, biz siyaset değil Cihad yapıyoruz.” diyerek hedefini de açıkça ortaya koyan bir hocadır.
Lider Erbakan: Olaylar mı lideri doğurur, yoksa lider gerçekten lider mi doğar? Bunu bilemem. Ama Necmettin Erbakan gerçekten karizmatik bir liderdi. Kimse, ama hiç kimse onun olduğu ortamda lider olmayı aklından bile geçirememiştir. “Bizim Davamızda kimse kendi için yaşamaz, herkes kardeşi için yaşar, menfaati öldürmenin en kolay yolu budur.” diyerek liderliğinin de bir bakıma sınırını çizmiştir.
Muhalif Erbakan: ”Biz inandığımız hak davaya koşarak gideriz, koşarak gitmeye gücümüz yetmezse yürüyerek gideriz, yürüyerek de gücümüz yetmezse sürünerek gideriz.” diyerek Kemalist rejimi, kapitalist ekonomik sistemi, oligarşik despot yapılanmayı, uluslararası sermayenin hâkim kurumlarını, birtakım locaları, mahfilleri hiç çekinmeden kıyasıya eleştirmiş, karşı koymuş ve bunlara karşı ölünceye kadar savaşmıştır.
Devrimci Erbakan: 1970’lerin en büyük çatı örgütü CHP’dir.
İrili-ufaklı bütün sol grup ve fraksiyonları o temsil ediyordu.
Sosyal Demokrat’ların, Sosyalist’lerin, Marksist’lerin, Enver Hoca’cıların ve hatta Maoist’lerin, tüm solcuların en son tahlilde oy verdikleri bir parti olmuştur CHP. Erbakan Hoca 1973’te hiç kimsenin aklından bile geçiremeyeceği bir şey yapıyor ve gidip bu partiyle, CHP ile koalisyon ortağı olup, hükümeti kuruyor. Ayrıca sistemin kurallarına, dokunulamayan, tabu sayılan yanlarına da ilk ciddi eleştirileri Erbakan Hoca yapıyordu. Sonradan onun hakkını herkes teslim etti ve ediyor.
Demokrasi Taraftarı: Belki Necmettin Erbakan hiçbir zaman vurgu yapmamıştır ama onun Türkiye demokratik hayatına katkısı büyük olmuştur. Çünkü potansiyel İslam radikalizminin en büyük vatanı olabilecek bir ülkeyi, yani Türkiye’yi bu tehlikeden kurtarmış, o damarı demokratik mücadeleye kanalize etmiştir. Diğer taraftan, ”Siyaset bizi ilgilendirmiyor demek, Kur’an’ın yarısı ve insanlığın sorunları bizi alakadar etmiyor demektir.” cümlesi ile mücadeleyi demokrasi zemininde sürdürmenin gerekliliğine işaret etmiştir.
Radikal Erbakan: Mücadelesini demokrasinin içinde sürdürürken diğer yandan düşüncelerinden, fikirlerinden zerre kadar taviz vermemiştir. Gönül dünyasında ve beyninde benimsediği fikir ve görüşleri en temel biçimde savunmuş, “Domuz eti satacakmış, hadi oradan domuz uşağı sen de.” diyerek, mücadelesini her türlü şartta ve ortamda sürdürmüştür.
Vefakâr Erbakan: Etrafına toparladığı çekirdek kadroyu ömrünün sonuna kadar kendinden uzaklaştırmadı. Bir yandan arkadan gelen genç nesillere yer açarken, diğer taraftan kendisi ile birlikte yola çıkanları da hep yanında tuttu, oyunu aldığı kitleye karşı da sürekli vefalı davrandı.
Mücadeleci Erbakan: Şartlar ne olursa olsun ‘bayrağı burca dikmenin’ erdemine inandı. Yarı yoldan dönmenin, yarım bırakmanın, geri durmanın davasına ihanet olduğunu düşündü. Dört defa partisi kapatıldı. Bıkmadı, usanmadı, çekinmedi. Üç defa darbeye maruz kaldı. Asla korkmadı, mücadelesini sürdürdü. ‘’Hakk’ın tesisi için çalışmamakla, batıl’ın hakimiyeti için çalışmak arasında fark yoktur.” diyen de Erbakan’dı.
Kürt Kardeşi Erbakan: Batman’da, Siirt’te, Bitlis’te, Diyarbakır’da, Van’da… konuşurken hatırlıyorum onu. Hep samimi idi, hep kardeşti. Esasen bendeniz, Necmettin Erbakan Hoca’nın “Türk Milleti” dediğini bir elin parmakları kadar söylediğine tanıklık ederim ki bunlardan ikisini başbakan olduğu zaman söylemiştir. Bu manada o mükemmel bir birleştirici örneği de olmuştur ülkemize. İlk kez, Kürt insanı onun etrafında toplanıp ‘özgüven’e kavuşmuştu ve “Küçük kalıp sömürüldükten sonra İster Türk ol, istersen Kürt ol, ne fark eder.” diyerek meselenin aslını dile getirmişti.
Yeniden Büyük Türkiye’nin Mimarı: İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren talan edilmiş bir İslam Coğrafyası vardı ortada. Ezilen, itilen, kakılan bir İslam Coğrafyası. Bu Coğrafyanın tam ortasından akan ama üstü kapatılmış olan kaynağından tekrar fışkıracak büyük bir ırmak bekliyordu Erbakan. Bu, ‘Yeniden Büyük Türkiye’ idi. Erbakan bu kaynağı yeniden ortaya çıkaran liderdir.
Bağımsız Ekonomi: Hoca, devlerle, çakallarla, sırtlanlarla dansın ne anlama geldiğini çok iyi biliyordu. O yüzden ortaya birkaç sloganla çıkmamıştı. Ekonomik konularda donanımlıydı. Sömürünün bütün kanallarını, çarklarını, evrelerini biliyordu. O yüzden, önce kolunu, sonra bedenini devlere kaptırmış ülke ekonomisini evvela bağımsız kılmanın gereğine inanıyordu. Ekonomik bağımsızlık olmadan diğerlerinin imkânsız olduğunu da biliyordu.
Üretim Yanlısı Erbakan: Paranın para kazandığı, ülke kaynaklarının ’emme basma tulumba’ sistemine bağlanıp heba edildiği, emeğin ve alın terinin alabildiğine sömürüldüğü bir ekonomik yapının kalkınmayı sağlamayacağını biliyor ve üretimin esas alınacağı bir ekonomik yapıya dikkatleri çekiyordu Erbakan.
Ağır Sanayi Öncüsü: Türkiye, nüfus olarak hatırı sayılır büyüklükte bir ülke olmasına rağmen sanayi bakımından yeteri kadar gelişmemişti. Oysa o dönem, o sıralar buna acil olarak ihtiyaç vardı. Erbakan bunu tespit etti ve dile getirdi. Hatta pratik olarak öncülüğünü yaparak Türkiye’de motor üretiminin de ilk adımlarını attı.
Milliyetçi Erbakan: O asla bir ulus veya bir ırk milliyetçisi değildir. Erbakan; refahın, kalkınmanın, adaletin, üretimin, sosyal paylaşımın, maneviyatın, lider ülke olmanın adına milliyetçilik diyordu. Öyle ki, bir ülke için bunların olmazsa olmaz olduğunu düşünüyor ve bunun adına da milli görüş diyordu.
Kıbrıs İçin Bağımsızlık İstedi: Yıllardır Kıbrıs’ta süre gelen Rum zulmüne karşı onurlu bir çıkış sergileyen, bu konuda gerek ‘barış harekâtı’ sırasında, gerek sonrasında haklı ve kararlı bir tavır takınmış, ayrıca, “Bâtıl bir davada zirve olmaktansa, Hak davada zerre olmayı tercih ederim.” diyerek bağımsızlığı her şeye rağmen iliklerine kadar savunduğunu göstermiştir.
İnsan Yetiştirdi: Erbakan gençlerin yetişmesine çok önem verdi. Gerek vakıf ve dernekler marifetiyle, gerek süreli mevkuteler yoluyla bilgili, becerikli, eğitimli ve yetişmiş kalifiye insan ihtiyacı üzerinde durdu.
Öte yandan, ‘’Ey Millî Görüşçüler, sıradaki hedefiniz 2. Yalta toplantısı ve Kuran Nizamına dayanan yeni bir dünyayı kurmaktır, zafer inananlarındır ve zafer yakındır.” cümlesi ile gençliğe hedef göstermiştir.
Teşkilatçı Erbakan: Denebilir ki Cumhuriyet Tarihi boyunca ülkemizde kurulan hiçbir siyasi parti onun kurduğu partiler kadar halka inememiştir. Onun partileri sokak sokak teşkilatlanarak halkın dertlerine, sorunlarına yakından tanık olmuştur.
Beyefendi Erbakan: Nezaket konusunda Erbakan Hoca ülkemizde yetişmiş ender şahsiyetlerden biridir. Bu konuda kendisine karşı saygısızlık edenlere bile nasıl nazik davrandığına şaşırılmış, hayret edilmiştir. Onun bu beyefendi tarafını anlamakta zorlananlar sanırım önemli bir şeyi kaçırıyorlar. Hoca, ülkemizin yetiştirdiği en büyük manevi liderlerden Mehmet Zahit Kotku Hoca Efendi’den tasavvuf terbiyesi almıştır. Onun bu mücadeleci, tavizsiz, çelik gibi şahsiyetinin altında yatan zarafetin, beyefendiliğin kaynağı buradan gelmektedir.
Medeniyet ve Tarih Öncüsü: Erbakan, bir konuşmasında Fatih derken, Çanakkale derken, Bedir derken, Selahaddin Eyyubi… derken, gözlerinizin önünden uygarlık ve tarihinize ait onlarca, belki yüzlerce sembol, örnek, çağrışım… gelir geçer. O, her konuşmasında insanımızı uyaran bir veya birkaç örnekle tarih ve medeniyet vurgusu yapmıştır.
Dünya Lideri Erbakan: O, Uzakdoğu’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Balkanlar’a, Hindistan’dan Kafkaslar’a… kadar dünya İslam Coğrafyasında bütün geri bırakılıp ezilen ve sömürülen halklara ve özellikle Müslümanlara seslendi.
Onların dirilişini sembolize eden D8’i gündeme getirerek, hâkim güçleri kızdırdı. Belki de 28 Şubat’ın olacağını bile bile o, bu görüşlerinden taviz vermedi ve ayrıca, “Yanlışın en tehlikelisi, doğruya en yakın olan yanlıştır. Çünkü doğruyla karıştırılması ve insanların daha kolay aldatılması ihtimali taşımaktadır.” sözü ile lider duruşunun da çerçevesini çizdi.
İleri Görüşlü Necmettin Erbakan:
…Ve O bir okuldu. Hepimiz onun dik yürüyüşüne bakarak dik yürümeye başladık. “Herkes duysun ki Allah nurunu tamamlayacaktır, İslam Birliği kurulacaktır. Biz inandığımız hak davaya koşarak gideriz, koşarak gitmeye gücümüz yetmezse yürüyerek gideriz, yürüyerek de gücümüz yetmezse sürünerek gideriz.” Ayrıca, “Siyonizm öyle ustadır ki, ‘Kim? Ben mi? Ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim?’ şarkısını söylete söylete, sizi kendine hizmet ettirir.” sözlerine bugün geldiğimiz noktadan bakınca onun son derece ileri görüşlü olduğunu da görüyoruz.
Hiç unutmam. Milli damat Metin Toker 1970’lerde her seçim arifesinde, (özellikle) Ege Bölgesi’ne giderdi. O zamanki Milliyet’in tüm yazarları ülkeye dağılır, güya nabız tutardı. Metin Toker de bütün partilerin tahmini oy oranlarını bildirirdi. Sonunda sıra Milli Selamet Partisi’ne gelirdi. Ve Toker şöyle derdi: “Ha o mu? O partinin buralarda esamesi okunmuyor. Bazı yerlerde yüzde sıfır nokta üç, bazı yerlerde yüzde sıfır nokta beş oy alabilir. Canım gene de belli olmaz, millet hocanın hatırına üç beş oy fazla atabilir.” Böyle ve benzeri şekilde alay ederdi. Ama o bunlara aldırmadı, çünkü, biliyordu ki Türkiye’yi ileride onun düşünceleri yönetecekti. Öyle de oldu.
Bunun için Türkiye’ye ve dünyaya seslenişini sürdürdü. Anadolu Sermayesi’ni gündeme o getirdi. Filistin’i, Filistin’in ıstırabını gündeme o getirdi. Eritre’yi, Cezayir’i… gündeme o getirdi. Köle düzeni diyerek bu düzeni o vurdu yerden yere.
Erbakan Hoca, “Hayat iman ve cihattan ibarettir, cihat ise beşikten mezara kadar iyinin, doğrunun, güzelin ve Hakk’ın hâkimiyeti için ceht ve mücadele etmektedir.” diyerek imamlara, hatiplere, müezzinlere, vaizlere, kayyumlara özgüven aşıladı.
Bu ülkede Devlet-Millet kaynaşmasının ilk örneklerini Necmettin Erbakan vermiştir.
Kendisini rahmetle, hürmetle anıyorum.
Mekânın cennet olsun Hocam.
Ferman Karaçam
YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter : twitter.com/fermankaracam
Instagram : instagram.com/fermankaracam
Facebook : facebook.com/karacamferman
E-mail : [email protected]
Web Sitesi : fermankaracam.com