Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca ile yaptığımız aşağıdaki konuşma,
“Raşit Küçük, Hatırımda Kalanlar” adı ile Hayat Yayınları’ndan
kitap olarak yayımlandı.
Umarım; Türkiye’nin en ücra köylerinden birinden başlayan,
başarılarla dolu bu hayat hikayesi genç nesillerimize yol gösterici olsun.
40 GÜN GECELİ GÜNDÜZLÜ HİÇ YATAĞA GİRMEDEN ÇALIŞTIK
FK: Pekala siz ne cevap verdiniz Bekir Bey’e?
RK: Dedim ki, biz büyüklerimize, sorulacak yerlere sorduk, bize Hoca’yı desteklememiz söylendi.”
Biz de sorduk hakikaten.
Mesela rahmetli Mehmed Zahid Hocamıza “Destek olunacak mı?” diye sorduk. “E bizim kardeşimiz o, elbette destek olacaksınız” dedi, müsadesini aldım.
Ergun Göze’ye sorduk, o da “Destek olun” dedi. Yani çeşitli yerlere soruldu.
Bekir ağabeye dedim “Kusura bakmayın, ben büyüklerimin isteği ile bu görevi kabul ettim ve buradan geri adım atmam söz konusu değil.”
Erbakan Hoca’yı da önceden tanıyorum, görevi üstlendim ve diyebilirim ki hayatımın en çok yorulduğum ama en mutlu olduğum dönemidir. Çünkü çok şey öğrendim orada ben.
Rahmetli Erbakan’la hep beraber oldum, köylere gittim, ilçelere gittim, beraber oturdum, evlere beraber gittim, kaldığı yerlerde beraber kaldım, erbain çıkardık; yani 40 gün geceli gündüzlü, Allah zayi etmesin 26-27 gün de hiç yatağa girmeden çalıştık.
DEMİREL VE İNÖNÜ ERBAKANI İSTEMEDİLER
FK: Siz Erbakan Hocayı ne zaman tanımıştınız?
RK: Hoca’yı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin genel sekreteri olduğunda tanımıştım. Hoca başkan olmaya kalkınca onu bertaraf etmek istediklerinde, o işlerle uğraşan Sırrı Enver Batur diye birini arkadaşlar bir odaya korumaya aldıklarında, dışarıdan birileri de onun imha edilmesi için alındığını söylediler ama hayır, o arkadaş grubunun hiç öyle bir niyeti yoktu.
Ben o olaylar sırasında bir, iki gün TOBB’da bulundum.
Hocanın, Birliğin başında olması hatta onun genel sekreteri olarak kalması bile istenilmemiştir.
Bu ideolojik bir yaklaşımdır ve adeta bir nevi savaştır.
Her şeyde arka planda veya ön planda devreye girdiği gibi çeşitli teşkilatlar devreye girmiştir.
Yani mesela Süleyman Demirel, Erbakan’ın orada olmasını istememiştir. Çünkü onun gidişinin nereye olacağını tahmin edebilecek biridir, birbirlerini yakinen tanıdıkları için.
İNÖNÜ KONYALILARA PASLI SİLAH KULLANMAYIN DEDİ
FK: Hocam bu Sırrı Enver Batur olayı çok yanlış anlaşıldı Türkiye’de.
Bu olayı ben de kulaktan dolma duymuştum.
“Erbakancılar bu adamı ortadan kaldırmak için kaçırdılar, denilmişti.
RK: Öyle tabi. Bence Erbakan’dan çekiniyorlardı.
FK: Ben de korkuyorlar, diyecektim.
RK: Orası sanki biraz öyle çünkü, Erbakan’ın bir de teşkilatlandırıcı özelliği vardı.
Mesela rahmetli Mehmet Turgut bakanken, Devlet Planlama Teşkilatı’na kendi talebelerini ve Türkiye’nin milli karakterli özgün insanlarını yerleştirme yönündeki büyük gayretleri herkes tarafından biliniyor.
Şimdi orayı da aynı şekilde dönüştürme gayreti içinde olacağı kesindir. Bunun önünü almak için oradan bertaraf ettiler.
Sonra aday olmak istedi, engellendi, 1969’da bağımsız aday olduğunda, İnönü’nün Konya Hükümet Meydanı’nda yaptığı bir konuşmayı dinledim, orada kullandığı bir cümleyi unutmam; “Konyalılar, size hatırlatıyorum, hatta size ihtar ediyorum, paslı silah kullanmayın” dedi.
(Devam Edecek)
Dünya, Gazze’den sonra eskisi gibi olmayacak.
Ferman Karaçam / Haber 7
www.fermankaracam.com











