ASTANA
Türk dünyasının coğrafi olarak en büyük ülkesi Kazakistan’dayız.
Kazakistan-Türkiye 6’ncı Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı bugün başkent Astana’da yapılacak. İş formu da yine bugün.
Türkiye -Kazakistan ilişkileri son 10 yıldır çok daha güçlü gelişiyor. Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Tokayev arasındaki dostluk, iki devletin ve kardeş halkın arasındaki bağı her geçen gün artırıyor.
TÜRKİYE İLE TÜRK DÜNYASI NEDEN GEÇ BULUŞTU?
Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlığını elde eden Türk Devletleri ile ilişkilerimiz açıkçası çok çabuk gelişmedi. Hatta zaman zaman sorunlar da yaşadık.
Bunun en önemli iki başat nedeni vardı.
Birincisi, Türkiye’nin batıyla olan “bağımlı” ilişkisi.
İkincisi, bağımsızlıklarına kavuşsalar bile Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Moskova ile olan “tedirgin” ilişki biçimi.
Bu iki nedene, CIA ve bağlı kuruluşların “Sovyetler dağıldıktan sonra Türk Cumhuriyetlerine nasıl sızacağı”na dair ta 1968’lerde hazırladıkları raporlarda da açıkça anlatılan “FETÖ”yü de saymak gerekir.
Hal böyle olunca, kavuşmak-kucaklaşmak, güvenmek ve birlikte yol yürümek birez zaman aldı..!
***
Kazakistan’ın Türkistan şehrinde açılan Ahmet Yesevi Üniversitesi ilişkilerin gelişmesinde önemli bir mihenk taşıdır.
Türk-Manas Üniversitesi’nin Kırgiztan ile olan ilişkilerimize olumlu etkisini de saymak mümkün.
Azerbaycan-Türkiye ilişkileriyse başlı başına inişli çıkışlı oldu. Nihayet, “Vatan Savaşı”nda Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşmasında Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında doğrudan yel alması bugünkü güçlü birlikteliği getirdi.
Özbekistan’ın Semarkant-Buhara hattındaki “manevi iklim” çekim merkezlerinden oldu.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Ama şunu kayda geçirerek devam edelim.
Rahmetli Özal’ın kişisel gayretleri Sovyetler sonrası Türk dünyası ile sağlıklı ilişkilerin kurulmasına yetmedi. TİKA’nın uzun yıllar boyu siyasetin dalgalı seyri yüzünden proje üretememesi de bunda etkiliydi.
Hele hele, FETÖ’nün Türkiye’den daha çok Amerika ve CIA’nın çıkarlarını gözeten motivasyonla buralara sızması gecikmiş bir kavuşmaya neden oldu.

TÜRK DÜNYASINDA KARDEŞLER BİRBİRİNİ FARK ETTİ..!
O günler geride kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Cumhuriyetlerinin çoğu lideriyle geliştirdiği dostluk.
Türkiye’nin Türk dünyasına olan yönelimi… TİKA ve ilgili kurumlarımızın olağan üstü çabası…
Ve elbette 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında FETÖ’nün sadece Türkiye’de değil bölgede de tasfiye sürecinin yaşanması ilişkileri iyiden iyiye değiştirdi.
TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI YENİDEN KURULAN DÜNYADA BİR ODAK OLACAK
Artık, Türk dünyasının, Türk Devletleri Teşkilatı gibi kurumsal bir birlikteliği var.
Yine, ikili anlaşmalar yoluyla büyük mesafeler katediliyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan dünya düzeninin tüm kurumlarıyla iflas ettiği bu dönemde Türk Cumhuriyetleri’nin önemli bir aktör olarak uluslararası arenada boy göstereceği günlere gelindi.
İşte böyle bir tarihi zamanda Kazakistan’dayız.
KANIMIZDAN VE İNANCIMIZDAN ATAMIZ PİRİMİZ’E GİDECEĞİZ
Astana’nın ardından, güneye Türkistan’a gideceğiz.
Çünkü, hem kanımızdan hem inancımızdan atamız Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi’nin divanında huzura duracağız.
Onun binlerce dervişi sayesinde, Türkistan, Horasan, Anadolu ve hatta Rumeli İslamla müşerref oldu.
Pirimiz Ahmet Yesevi’nin, “Bir odunu yaktık Urumeli’ne attık” sözünün gereği Horasan Erenleri (ki aslımız odur, soyumuz sopumuz odur) sayesinde bugün Anadolu Türk yurdudur. İslam yurdudur.
Yusuf Hamadani’den aldığı eli, Hasan Harakani’ye, Yahya Harrani’ye, Hacı Bektaş’a, Yunus’a, Sarısaltuk’a, Gül Baba’ya nakleden Pirimiz Ahmet Yesevi’ye varıp, “Suyu gözünde içeçeğiz.”
Kazakistan’dan şimdilik bu kadar.
Hasan Öztürk / Haber7











