Yaz mevsimiyle birlikte piknik, kamp ya da doğa aktiviteleri hız kazanırken, kene riski de yeniden gündeme geliyor. Açık alanlarda tehlikenin daha fazla görüldüğü kene tutunmasında gerekli müdahaleler yapılmazsa Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, keneye karşı alınabilecek önlemleri ve dikkat edilmesi gereken detayları Haber7’ye anlattı.
KENE RİSKİNE KARŞI KIYAFET SEÇİMİ ÖNEMLİ
Doğada geçirilen zamanın artmasıyla kene temasının her yerde mümkün olduğunu belirten Doç. Dr. Diktaş, “En önemli koruyucu önlemlerden biri kıyafet seçimleri” diyerek şöyle konuştu:
“Özellikle doğada veya tarımın arttığı bölgelerde, mutlaka uzun kollu kıyafetler tercih edilmeli ve pantolon ile ayakkabı arasındaki bölge de kapatılmalı. Kısacası derimizin önünde bir bariyer oluşturacak şekilde kıyafet seçimi yapmak son derece önemli.”
Hayvancılık ve tarımla uğraşanların risk altında olduğunun altını çizen Doç. Dr. Diktaş, “Hayvanlar vasıtasıyla da bulaş söz konusu, bu durumlarda da mutlaka eldivenler aracılığıyla ellerimizi korumamız gerekmekte.” ifadelerini kullandı.
“ÖNCELİK KENENİN EN KISA SÜREDE VÜCUTTAN AYRILMASI”
Kene tutunması durumunda ilk yapılacak hamlenin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Diktaş, “Eğer sağlık kuruluşuna hızlıca ulaşamıyorsak alternatif çözümlere başvurmalı ve mutlaka elimize bir eldiven ya da bir poşet giyerek keneyi en kısa sürede vücuttan ayırmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Toplumdaki yanlış algılara ve Sağlık Bakanlığı’nın güncel rehberlerine dikkat çeken Diktaş, şunları kaydetti:
“Kenenin hipostom olarak adlandırılan ağız kısmı veya borusu deri içerisinde kalırsa konusunda ise öncelik parçanın kalıp kalmaması değil. Öncelikli hamle kenenin vücudunun insan vücudundan ayrılması. Bu anlamda keneyi mutlaka en hızlı sürede çıkartarak uzaklaştırmak gerekiyor.”

“KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ ÇOK CİDDİ BİR RİSK”
Kene çıkarıldıktan sonra tıbbi kontrolün şart olduğunu vurgulayan Diktaş, “Belli tetkiklerin yapılması ve sağlık profesyonelleri tarafından alarm semptomlarının ifade edilmesi oldukça önemli. Ateş, bulantı, kusma, ishal, halsizlik ve karın ağrısı bu semptomlar arasında yer alıyor.” diye konuştu.
Türkiye’deki ölümcül tehlikeye dikkat çeken Diktaş, “Ülkemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, çok ciddi bir risk taşıyor. Ani yüksek ateş, kas ağrısı ve kanama bozuklukları ile seyreden bu hastalık, ölümcül sonuçlara neden olabilir.” ifadelerini kullandı.
Erken tedavi ve bilinçli davranmanın önemine değinen Diktaş, sürecin yakından takip edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.











