Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasında İBB Harita Mühendisi tutuksuz sanık Yakup Öner savunma yaptı. Öner savunmasında, İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini öğrendim. Seçim döneminde belediye ile iş yapan bazı firmalardan kart, nakit veya benzeri taleplerde bulunulduğunu öğrendim dedi. Sanık Öner duruşmada, Ekrem İmamoğlu tarafından kendisine poşet içerisinde gayri resmi olarak verilen yıllık 100 bin dolar maaşı da anlattı.
İmamoğlu davasında ’30 milyon liralık harcama’ ve ‘sistem’ iddiası

Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının ikinci duruşmasının 25’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda görülen duruşmada İBB Harita Mühendisi tutuksuz sanık Yakup Öner savunma yaptı. Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren Öner hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, kuruluş aşamasından itibaren örgüt içerisinde yer aldığı belirtilmişti. İddianamede Öner’in, Boğaziçi öngörünümde kalan yapılara ilişkin önemli iş insanları ile yaptığı görüşmeleri örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’na ilettiği, örgüt liderinin talimatına göre dosyaların uygun görülmesi için, rüşvet olarak hayır işi, kreş, okul, kütüphane taleplerinde bulunduğu iddianamede açıklanmıştı.

“FATİH KELEŞ, MURAT ONGUN VE ERTAN YILDIZ KENDİ ALANINI KORUYORDU”
Öner, Ekrem İmamoğlu’nun bir villanın güçlendirme ruhsatı için 700 bin dolar tutarındaki kreş talebini, yine İmamoğlu’nun güçlendirme ruhsatı karşılığında bir firmanın belediyeden 10 milyonluk alacağından feragat etmesini istediğini anlattı. Tutuksuz sanık Öner, Belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız’ın farklı yetki alanları bulunuyordu. Her biri kendi alanını koruyor, birbirlerinin alanına doğrudan müdahale etmiyorlardı. Ancak ihtiyaç olduğunda bu alanlar birbirine temas ediyordu. Belediye dışında ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin gibi isimlerin bu yapının dış bağlantıları içerisinde yer aldığını duyuyordum. Dışarıda başka birileri var ise de benim bu isimlere ilişkin net bir bilgim yoktur. Özellikle Murat Gülibrahimoğlu’nun hafriyat işlerini İbrahim Bülbüllü ve Fatih Keleş ile birlikte yürüttüğünü duyuyordum. Ben bunlardan biri değilim. Hiçbir zaman da toplantılarında bulunmadım dedi.

“SEÇİM DÖNEMİNDE BAZI FİRMALARDAN TALEPLERDE BULUNULDUĞUNU ÖĞRENDİM”
Öner savunmasının devamında, İhale süreçlerinde bazı firmalarla görüşmeler yapıldığını ve ihale bedeli üzerinden yaklaşık yüzde 7-10 oranında pay talep edildiğini bazı firma sahiplerinin kendilerinden öğrendim. Ancak ben bu işlerin içerisinde yer almadım. Bu nedenle bilgim öğrendiklerimden ibarettir. Seçim döneminde belediyeye iş yapan bazı firmalardan kart, nakit veya benzeri taleplerde bulunulduğunu öğrendim. Para işlerinin takibinin Fatih Keleş tarafından yürütüldüğünü ve kimlerden ne miktarda para alındığını bilen kişinin de kendisi olduğunu anladım. Kişilerin belirli alanlardan sorumlu olduğu, bu alanların gerektiğinde birbiriyle bağlantılı şekilde çalıştığı ve bazı işlerin bu organizasyon içerisinde yürütüldüğü bir yapı bulunmaktaydı ifadelerini kullandı.

700 BİN DOLARLIK KREŞ TALEBİ
İddianamede, Adnan Oktar’a ait olan sonrasında Rus bir iş adamı tarafından satın alınan ve güçlendirme ruhsatı için 700 bin dolar rüşvet istenen villa konusu hakkında savunma yapan Öner, Vaniköy, Eylem 49’da benim Cüneyt Yakut’la görüşmelerim Ağustos 2023 yılına aittir. Cüneyt Yakut’un benimle yaptığı görüşmede güçlendirme ruhsatı almak istediğini başkana iletmemi istediğini söyleyince, ben de kendisine yasal olarak hakları olması durumunda bunun verileceğini açık bir şekilde ifade ettim. Cüneyt Yakut’un talebini de Ekrem İmamoğlu ile görüştüm ve kendisine aktardım. Başkan, konuyu inceleyelim, yasal bir engel varsa ona göre hareket ederiz, yoksa da zaten hakları doğrultusunda bu güçlendirme ruhsatını alırlar dedi. Ancak kendisine bir büyük kreş yapmak isteyip istemediğimizin iletilmesini istedi. O dönemde büyük bir kreşin maliyeti yaklaşık 700-800 bin dolar civarındaydı. Kendisiyle yaptığım ikinci görüşmede bu yaklaşık maliyeti sorması üzerine ben kendisine 700-800 bin dolar bandında olduğunu söyledim. Cüneyt Yakut, güçlendirme ruhsatı süreci uzayacağından işlemden vazgeçtiğini belirtti. Üstüne, büyük kreşin de kendileri için yüksek bir maliyet arz ettiğinden yapılamayacağını söyledi. Ben de vazgeçtikleri hususunu Başkanımıza ilettim. Ayrıca büyük kreş bedelini kabul etmediklerini ve maliyeti yüksek bulduklarını da söyledim. Bunun üzerine küçük bir kreş yapılması gündeme geldi. Bunun da o dönemki maliyeti yaklaşık 500-600 bin dolar civarındaydı. Ben, Cüneyt Yakut’a bu talebi de aktardım. Benim açımdan bu görüşmeler bu noktada sonuçlandı. Bundan sonraki süreç hakkında doğrudan bilgim ve dahilim yoktur dedi.

10 MİLYON DOLARLIK FERAGAT İDDİASI
Doğuş Holding’e ait bir binanın imara aykırılıkları hakkında işlem yapılmaması amacıyla 10 milyon dolar rüşvet talep edildiğine ilişkin eylem hakkında savunma yapan Öner Reina’ya ilişkin yapı 1950 öncesi yapı olduğundan yasal olarak iskanlı kabul edilmektedir. Bu nedenle mevzuat gereği iskanlı yapılara güçlendirme ruhsatı verilmesi mümkündür. İlgili firmanın talebi de bu yöndeydi. Bu konu bana Ekrem İmamoğlu tarafından aktarıldı. Kendisi bana firmanın taleplerinden bahsetti ve firmanın raylı sistemlerden alacaklı oldukları toplam miktarın 10 milyon dolarlık kısmından feragat etmelerini talep edelim dedi. Doğuş Grubunun Maslak’taki merkezinde yalnızca bir kez görüştüm. Görüşmede raylı sistemlerden doğan alacaklarından yaklaşık 10 milyon dolar tutarındaki kısmından feragat edilmesi hususunda başkanın bir önerisi olduğunu ilettim. Onun üzerine süreç benim açımdan sona erdi. Benim görüşmemin ana konusu kamu faydasına ilişkin olup İBB’den alacaklarının bir kısmından kamu lehine feragatına ilişkindir. Devam eden süreçte desteğin alacaktan feragat şeklinde değil Hatay depremine market kar uygulaması kapsamında bir bağış olarak gerçekleştirildiğini duydum şeklinde konuştu.
RUHSAT YENİLEME İÇİN YURT TALEBİ
Eylem 48 hakkında savunma yapan sanık Öner, Torunlar İnşaata ait otel inşaatı için ruhsat yenileme başvurusu yapıldığını ve bu başvurunun hukuka uygun olduğunu söyledi. Firmanın sonuç alamaması üzerine Mehmet Torunlar’ın Ekrem İmamoğlu ile bir görüşme yaptığını ve ve başvurusunun neden onaylanmadığını sorduğunu da duruşmada anlatan Öner Ekrem İmamoğlu bana bu konuyu sordu. Ben de kendisine konuyu bilmediğimi, detayları öğrenip kendisine bilgi vereceğimi söyledim. Torunlar’ın talebinin hukuka uygun olduğunu, ruhsat taleplerinin kabul edilmemesi durumunda açılacak dava neticesinde davanın kesin olarak kaybedileceğini belirttim. Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu bu ruhsatın onaylanacağını ancak bu kişilerden bir yurt talebinde bulunmamızı istedi. Yurdun maliyetini ilgili inşaatçı şahıslara sorduğumda yaklaşık 10 milyon dolar olduğunu öğrendim. Mehmet Torunlar ile telefonda bir görüşme yaptım. Konunun yasal hakları olduğunu, gerekli işlemleri ilgili müdürlüğün yapacağını düşündüğümü ilettim. Ayrıca Başkanımızın yurt yapımı yönündeki talebini de aktardım. Ancak kendisi bu talebe olumsuz yaklaşarak reddetti. Ben de kendisine haklı olduğunu belirterek yurt yapılmasının bu konunun bir şartı olarak değil, kendilerinin hayır amaçlı çeşitli faaliyetlerinin ve bağışlarının olduğunu hatırlatıp konuyu bu çerçevede değerlendirmelerini rica ettim. Daha sonra ruhsat onaylandı. Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu ile yaptığım görüşmede ruhsatın müdürlük tarafından onaylandığını söyledim. Kendisi bana yurt için onay aldın mı diye sordu. Ben bunun şahısların hukuki hakkı olduğunu, herhangi bir talepte bulunamadığımızı ancak isterlerse tekrar iletişime geçebileceğimi belirttim. Bunun üzerine bana o iş geçti dedi. Bu görüşmeden yaklaşık 15-20 gün sonra Mehmet Torunlar kendisini ziyaret ettiğimde sen bana adamlık yaptın. menfaat temin etmeden hak ettiğim ruhsatı verdin, bahsetmiş olduğun yurdu bağış olarak belediyeye yapacağım dedi. Ancak daha sonra şirketlerinin koşullu bağış yapmasında yurt bulunmadığını, bu nedenle Feshane restorasyonu işini üstlenebileceğini söyledi. Bunun üzerine iki parçadan oluşan bağış şeklinde bir bağış protokolü onaylandı. Bağış işlemi İBB Meclisince onaylandı. Yani yasal olarak yapıldı. Hatırladığım kadarıyla 250 milyon TL’lik kısmı geçti, diğer kısmının ise son durumu hakkında bilgim yoktur ifadelerini kullandı.
“ADAM HAYIR YAPMAK İSTESE KENDİ YAPAR ZATEN”
Ardından sanığın çapraz sorgusuna geçildi. Mahkeme başkanının iddianamede yer alan etkin pişmanlık ifadelerini kabul edip etmediğini sorması üzerine sanık Öner Doğrudur. Aynı şekilde teyit ederim yanıtını verdi. Hakimin, iş insanlarının hukuka uygun isteklerine karşılık neden talepte bulunulduğunu sorması üzerine sanık Öner, Yasal mevzuat çerçevesinde kişi kendi haklarını hiçbir koşul olmadan elbette ki almak zorunda. Bizim buradaki taleplerimiz işle bağış arasında bir illiyet ilişkisi kurarak, bir bağlantı kurarak yürütmekten ziyade yani hazır buraya gelmişken bir talepte bulunalım. Yani aslında hani karşılıklı yanıtını verdi. Hakimin Adam hayır yapmak istese kendi yapar zaten demesi üzerine sanık Öner Evet. Doğrudur Sayın Başkanım. Ama bizimki gerçekten karşılıklı rızaya ilişkin yürüyor yanıtını verdi.
“BAĞIŞ DEDİĞİN GÖNÜLLÜ BİR ŞEYDİR”
Savcının Sorumlu olduğunuz eylemlerdeki mali verilere baktım. 10 milyon dolar Torunlar’dan, 10 milyon dolar Doğuş’tan, ki bunları bağış diye nitelendiriyorsunuz da, 22 milyon dolar Gülaylar’dan, 800 bin dolar Vaniköy’den ve 5 milyon TL Çaça Balık’tan, 13 milyon TL Tarabya Otel’den, 3 milyon dolar Avni Çelik’ten, 400 bin dolar da Fiba Grubu’ndan istenen paralar var. Aşağı yukarı 49 milyon dolar gibi bir bağıştan bahsediyoruz. Yaklaşık 18 milyon da TL. Yani bunu bağış diye değerlendiriyorsunuz da mesela buraya Hüseyin Bozkurt geldi hastane sahibi. Ondan istenen bir bağış var. Bağıştan ziyade haraç diye nitelendirdi. İstenen 50 milyon dolarlık bağışlarla ilgili bu kişilerden hiç size böyle dönüşler oldu mu böyle bir bağış mı olur diye. Bağış dediğin gönüllü bir şeydir baktığın zaman. 50 milyon dolardan bahsediyoruz, ciddi bir rakam. Savcılık da dosya üzerinden bu süreçleri bağıştan ziyade irtikap veya rüşvet diye değerlendirdi. Bu bağışlara ilişkin süreçlerde Ekrem bey ile yaptığınız görüşmelerde bu tarz tepkiler geldiği zaman kendisine ilettiniz mi hiç dedi. Sanık ise soruya Yani nasıl böyle bir şey teklif ederler? şeklinde bir tepkiyle karşılaşmadım yanıtını verdi.
POŞET İÇİNDE 100 BİN DOLAR MAAŞ
Ekrem İmamoğlu’nun kendisine gayri resmi olarak verdiği yıllık 100 bin dolar maaş hakkındaki soruya Öner, Ben dışarıda iş yapan bir personelim şirketimin olduğu zamanlarda. Doğal olarak kendinize göre belli bir yaşam standardı oluşturuyorsunuz. Bu standartları kurumda devam et denildiğinde değiştiremiyorsunuz. Dolayısıyla ben de böyle bir talepte bulunmuştum. Kendisi de sağ olsun beni kırmadı ama bu tamamen yaptığım işin şekline, niteliğine bağlı olmaksızın yıllık 100 bin yanıtını verdi. Savcı tarafından Parayı belediye kaynağından mı kendisi mi verdi sorusuna sanık Kendisinden aldım cevabını verdi. Savcının paranın elden mi verildiğini sorması üzerine sanık Evet, elden aldım. Bulunduğu ortamda ben kendisinden alıyordum şeklinde cevap verdi. Savcı ardından Cebinden çıkarıp para mı taşıyor Ekrem bey sorusuna sanık Hayır, cebinde değil. Poşette alıyordum cevabını verdi.
Duruşma Yakup Öner’in çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
KAYNAK: İHA

