Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Savunma İttifakı’nı desteklediklerini belirterek, bu yapının bölgesel güvenlik düzeninin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Körfez ülkelerinin askeri müdahale ihtimaline ilişkin sorular için el-Ensari, diplomatik girişimlerin savunmada zafiyet anlamına gelmediğini belirterek, dış saldırılara karşı hazırlıklı olduklarını bildirdi.
Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya televizyonuna konuşan el-Ensari, bölgesel stratejiler ve Körfez ülkelerinin güvenlik politikaları hakkında önemli açıklamalar yaptı. Bölgesel düzenin yeniden inşa edilmesi sürecinin yaşandığını anlatan el-Ensari, “Örneğin Mekke İttifakı ve bu savaşın stratejik ittifaklar ve stratejik ilişkiler üzerindeki çeşitli yansımalarından da gördüğümüz üzere, yalnızca dar anlamıyla bölgeye dayanmayan, daha geniş bir bölgesel anlayış üzerine kurulu bir bölgesel düzenin yeniden inşa edilmesi süreci yaşanıyor. Pakistan da bugün, örneğin arabuluculuk rolü aracılığıyla bu süreçte önemli bir rol oynadı.” dedi.
“BU İTTİFAKI DESTEKLİYOR VE ARKASINDA DURUYORUZ”
Sunucunun Mekke İttifakı’na katılmayı düşünüp düşünmediklerine yönelik sorusunu cevaplayan el-Ensari, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın hem güvenlik hem de bölgenin jeopolitiği açısından önemli bir ağırlığa sahip olduğuna dikkat çekti. Bu ülkeler arasında güçlü bir koordinasyonun bulunmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, “İttifaka katılma meselesine gelince, bence ittifak şu anda kuruluş aşamasında. Üç ülkedeki kardeşlerimizle gelişmeleri takip ediyor ve koordinasyon sağlıyoruz. İstanbul’da gerçekleştirilen son toplantıyı ve toplantının ardından ortaya çıkan sonuçları da gördük. İttifakın şekillenme süreci hâlâ devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel girişimleri memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan el-Ensari, “Şimdi ittifak cephesindeki gelişmeleri bekliyoruz. Ancak bizim tutumumuz açık: Bu ittifakı destekliyor ve arkasında duruyoruz. Çünkü ittifak, bölgede ihtiyaç duyduğumuz bölgesel güvenlik düzeninin ayrılmaz bir parçasıdır.” diye konuştu.
“DİPLOMATİK GİRİŞİMLER ZAYIFLIK OLARAK YORUMLANAMAZ”
Körfez ülkelerinin askeri müdahaleyi gündemlerine alma ihtimaline ilişkin sorulara da cevap veren el-Ensari, bu konunun zamanı geldiğinde karar alıcılara bırakılması gereken bir mesele olduğunu dile getirdi. Bugün Körfez ülkelerinin odağında arabuluculuk çabalarını desteklemek ve ülkeleri gelebilecek her türlü dış saldırıya karşı savunmayı sürdürmek olduğunu belirten el-Ensari, şunları kaydetti:
“Bu iki hat birbirine paralel ilerliyor. Başka bir ifadeyle, diplomatik girişimler ve diplomatik açılımlar, ülkelerimizi savunma konusunda zayıflık ya da gevşeklik olarak yorumlanamaz. Tam tersine, iki süreç eş zamanlı olarak yürütülüyor. Son dönemde Körfez ülkeleri arasında askeri ve savunma alanındaki koordinasyona, ortak çalışmalara ve dünyanın farklı bölgelerindeki ortaklarımızla yürüttüğümüz eş güdüme de tanık olduk.”
“VARSAYIMLAR ÜZERİNDEN HAREKET ETMİYORUZ”
Körfez ülkelerinin ortak iradesinin askeri tırmanma yönünde bir karara dönüşmesi ihtimali hakkındaki soruları da cevaplayan el-Ensari, “Varsayımlar üzerinden hareket etmiyoruz.” dedi. Sunucunun bunun gerçekleşebileceğini düşünüp düşünmediğini sorması üzerine ise el-Ensari, “İnşallah emekli olup bağımsız bir siyasi analist olduğumda belki oturup bu varsayımlar üzerine konuşma fırsatımız olur. Ancak bugün varsayımlar üzerinden hareket etmiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

