ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile yürüttüğü barış anlaşması çabalarının tıkanmasının ardından Washington yönetimi, Tahran’a yönelik yeni bir ekonomik savaş başlattı. Axios, Washington Post ve Al Arabiya’nın servis ettiği haberlere göre, ABD yönetimi İran’ı ayakta tutan tüm ekonomik can damarlarını kesmeyi hedefleyen geniş çaplı bir ekonomik karartma operasyonunu devreye soktu. İsrail ve ABD’nin bölgedeki askeri hamlelerinin üzerinden geçen altı ayın ardından, Washington yönetimi cephaneliğindeki en ağır yaptırım silahını yeniden masaya sürdü.
ARTIK ABD KONTROL EDİYOR
Axios gazetesinde yer alan habere göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’a karşı yürütülecek bu yeni ekonomik savaşın şimdilik sıcak çatışmalarla desteklenmeyeceğini mevkidaşlarına iletti. Rubio’nun, ABD’nin büyük çaplı muharebe operasyonlarına dönüş planlamadığını ancak İran’ın ilk adımı atması halinde askeri seçeneklerin masada kalacağını vurguladığı kaydedildi. Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme çalışmalarının tamamlanması savaşta kritik bir dönüm noktası oldu. Bölgedeki durumu değerlendiren ABD’li bir yetkili, güç dengesindeki değişimi şu sözlerle özetledi:
“İranlılar boğaz üzerindeki kontrolü kaybetti. Artık ABD kontrol ediyor.”
TAM KÜRESEL İZOLASYON YA DA NORMALE DÖNÜŞ
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırım planını duyururken İkinci Dünya Savaşı’ndaki Normandiya Çıkarması’na atıfta bulunarak İran ekonomisine karşı aynı ruhla bir saldırı başlatacaklarını ilan etti. Bakanlık; Devrim Muhafızları’nın kullandığı kripto para ağları, silah teknolojileri, altın ticareti, İran havayolları ve ulusal gemi taşımacılığını ana hedefler arasına aldı. İran’ın nükleer teknoloji edinmesini ve petrol satmasını sağlayan 60 kuruluş, kişi ve geminin de kara listeye alınacağı duyuruldu. Bessent, Tahran yönetimine net bir mesaj verdiklerinin altını çizerek durumu şu şekilde ifade etti:

“Tam küresel izolasyon ve geçimlik ekonomi ya da normale dönüş yolu arasında seçim yapacaklar.”
YAPTIRIMLARIN ERİŞİMİNİN DIŞINDA KİMSE YOK
İran petrolünün en büyük alıcısı konumundaki Çin’in bu yaptırımlardan nasıl etkileneceği sorusu da gündemin sıcak başlıklarından biri oldu. Hazine Bakanı Bessent, Çin ile yeni bir kriz yaşanıp yaşanmayacağı sorusuna doğrudan yanıt vermekten kaçınırken, “ABD yaptırımlarının erişiminin dışında kimse yok” çıkışını yaptı. Washington Post’un haberine göre uzmanlar, yaptırımların Hong Kong ve Çin anakarasındaki bazı şirketleri hedef alacağını ancak büyük petrol rafinerilerini kapsamayacağını belirtiyor. Uzmanlar, bu sınırlı yaklaşımın ABD-Çin ticaret savaşında yeni bir cephe açma korkusundan kaynaklandığına dikkat çekiyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian ise Pekin’in tavrını şu sözlerle savundu:
“Çin, uluslararası hukukta hiçbir dayanağı olmayan yasadışı tek taraflı yaptırımlara karşı kesin muhalefetini birçok kez açıkça dile getirmiştir.”
UYARI ATEŞİ
Diplomatik cephede ise Pakistan’ın arabuluculuk çabaları hız kazandı. Al Arabiya’nın bildirdiğine göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir, pazar günü Tahran’da İran liderliğiyle görüşmeden önce ABD Başkanı Trump ile bir araya gelerek İranlılara yeni bir öneri sundu. Beyaz Saray bu görüşmeyi yalanlamazken, şu an için İran ile planlanan bir müzakere olmadığını savundu.
Yeni yaptırım dalgası uzmanlar arasında da farklı yorumlara neden oldu. Columbia Üniversitesi’nden Richard Nephew, ABD’nin zaten azami baskı politikası izlediğini hatırlatarak, “Eğer henüz bunu yapmadıysanız, o zaman ABD hükümeti son 19 aydır ne yapıyordu?” eleştirisini getirdi. Demokrasiyi Savunma Vakfı’ndan Behnam Ben Taleblu ise bu hamlenin şirketleri ve yasadışı aracıları ortadan kaldırmaya yönelik bir uyarı ateşi olduğunu belirterek durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“Vurgu, şirketlerden ve yasadışı ağlardan aracıları ortadan kaldırmaya yönelik olacak.”
ABD’li yetkililer, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni askeri gerçekliklerin ve Körfez’den çıkan petrol hacmindeki artışın, İran’ı gelecekteki olası müzakerelerde en büyük kozundan mahrum bıraktığını değerlendiriyor. Washington yönetimi, şu aşamada Tahran’ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırarak, ağırlaşan baskı koşullarının İranlı yetkilileri kendi şartlarıyla yeniden masaya oturmaya mecbur bırakacağını öngörüyor.
KAYNAK: HABER7


