AİHM, 25 Ağustos Perşembe günü yayınladığı basın açıklamasında, Büyük Daire’nin Osman Kavala için “hak ihlali” kararı verdiğini bildirdi.
“Üstenci” bir üslupla kaleme alınmış karar metninde Büyük Daire, Osman Kavala’nın “derhal serbest bırakılması” ve “mahkumiyet sonuçlarının ortadan kaldırılması” gerektiğine hükmetti.
15’e karşı 2 oyla kabul edilen kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi (insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı), 5. maddenin 1. fıkrası (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6. maddenin 1. fıkrası (adil yargılanma hakkı), 10. maddenin (ifade özgürlüğü), 11. maddenin (toplantı yapma ve dernek kurma özgürlüğü), 18. maddenin (haklara getirilen kısıtlamaların kullanım amacı) ihlal edildiği vurgulandı.
Karar metnindeki “üstenci” üslup, Osman Kavala’nın “keyfi şekilde gözaltında tutulduğu” ifadeleriyle sürdürüldü.
Osman Kavala, 2013’teki Gezi Kalkışması’nın yöneticisi ve finansörü olmakla suçlanmış; 15 Temmuz soruşturmasında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ile itham edilmiş, “Çarşı” ve “Gezi” davalarının birleştirildiği Nisan 2022’de “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi Kavala hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını Eylül 2023’te onamıştı.
Gezi Kalkışması’nın Türkiye’ye doğrudan maliyeti 1,4 milyar dolar, dolaylı maliyeti 164 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
LETONYA VE İSPANYA ÖRNEKLERİ MAHKEME ÜZERİNDEKİ ‘ÇİFTE STANDART’ ELEŞTİRİLERİNİ KÖRÜKLÜYOR
Büyük Daire’nin ‘Osman Kavala’ kararı, mahkemeye yönelik “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Büyük Daire, 2006’da Letonya Komünist Partisi üyesi Tatjana Zdanoka’nın seçim yoluyla parlamentoya girmesini ve siyaset yapmasını engelleyen hükümet kararını, “hükümeti devirmeyi amaçlayan eylemleri” nedeniyle haklı bulmuş ve Tatjana Zdanoka’nın başvurusunu geri çevirmişti.

Daha yakın tarihte (2019-2021) Katalonya Özerk Bölgesi’nin ayrılıkçı liderleri Jordi Cuixart, Jordi Sanchez, Carme Forcadell, İspanya hükümeti tarafından “anayasal düzeni bozmaya çalışmak”, “devlete karşı ayaklanmak” gibi suçlamalarla hapis cezasına çarptırılmıştı. Katalan liderler AİHM’e yaptıkları başvuruda ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve kişi hürriyetlerinin ihlal edildiğini savunsa da Büyük Daire, ayrılıkçı liderlere verilen cezaların “kanuna aykırı olmadığını” belirtti.
AİHM’in kabul ettiği “Şiddet ve Anayasal Düzen” içtihadına göre, bir kişi veya bir grup “şiddet kullanarak hükümeti devirmeye çalışıyorsa”, “anayasal düzeni cebir yoluyla ortadan kaldırmayı hedefliyorsa”, “şiddeti ve nefreti açıkça teşvik ediyorsa” bu kişiler ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü maddelerinden yararlanamaz.
Fakat Büyük Daire’nin Osman Kavala kararında benimsediği yaklaşım, AİHM’in şiddet kullanılarak anayasal düzenin ortadan kaldırılmasına yönelik eylemlere ilişkin yerleşik içtihadıyla çeliştiği yönünde eleştirilere yol açtı. Kararın benzer davalarda uygulanan ilkelerden farklı bir yaklaşım ortaya koyduğu belirtilirken; bu durumun AİHM içtihadındaki tutarlılığı ve Mahkeme’ye duyulan güveni sorgulanır hale getirdiği ifade ediliyor.
Buna ek olarak, Büyük Daire’nin karar metninde kullandığı ifadelerin, Türkiye’yi “karanlık” bir ülke olarak resmeden Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) filminden izler taşıdığı düşünülüyor.
MIDNIGHT EXPRESS’İ AKILLARA GETİRDİ
Büyük Daire’nin karar metnindeki ifadeler, Türkiye’yi “karanlık” bir ülke olarak resmeden 1978 yapımı Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filmini akıllara getirdi.
Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle hapse giren Billy Hayes’in anılarını konu alan film, Türkleri ve Türk yargısını ağır biçimde karalayan sahneleriyle uzun yıllar tartışma konusu oldu.
Hayes ise yıllar sonra filmin Türkiye’yi ve kendi yaşadıklarını gerçeğe uygun yansıtmadığını kabul ederek Türk halkından özür diledi.
AİHM’in Kavala kararında Türkiye’deki yargı sürecini ve tutukluluk koşullarını değerlendirirken kullandığı “insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele” gibi ifadeler, bu nedenle Midnight Express’in oluşturduğu Türkiye imajıyla benzerlik kurulduğu yönündeki değerlendirmelere neden oldu.
Ancak Osman Kavala’nın yöneticisi ve finansörü olduğu belirtilen Gezi Kalkışması’nın Türkiye’ye maliyetinin ağır olduğu biliniyor.
GEZİ KALKIŞMASI’NIN TÜRKİYE’YE MALİYETİ AĞIR OLDU
|
Ayrıca, Taksim Dayanışma Platformu adıyla örgütlenen ve Türkiye’ye ileriye taşıyacak projelere karşı çıkan organize örgütlü gruplar, Yavuz Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı, Kanal İstanbul, Akkuyu Nükleer Güç Santrali, hidroelektrik santralleri gibi birçok mega projeyi engellemeye kalkışmalarıyla da dikkatleri çekmişti.
KAYNAK: HABER7


