Gürcistan Patrikhanesi tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, Azerbaycan topraklarında yer alan Kürmük Aziz Georgi Kilisesi ve çevresinde yürütülen çalışmalar, Tiflis ile mutabakat sağlanmadığı gerekçesiyle eleştirildi.
Patrikhane, kilisenin Azerbaycan sınırları içinde bulunduğunu kabul etmesine rağmen, tarihi ve dini bağları gerekçe göstererek sürece dahil olma talebinde bulundu.
Açıklamada, Gürcistan devlet kurumlarının acilen devreye girmesi çağrısı yapılarak, Patrikhane temsilcileri ve Gürcü uzmanların konunun görüşülmesine dahil edilmesi istendi.
Patrikhane, Bakü yönetiminin kendi topraklarında yürüttüğü bu bağımsız sürecin diplomatik sonuçları olacağını öne sürerek, “Yaşananlar iyi komşuluk ilişkilerini olumsuz etkilemektedir” değerlendirmesinde bulundu.
AZERBAYCAN’IN YETKİ ALANINA MÜDAHALE TARTIŞMASI
Patrikhanenin, kiliseyi Gürcü tarihi ve manevi mirasının önemli bir parçası olarak nitelendirmesi, kültürel hassasiyetin ötesinde bir yetki alanı tartışmasını beraberinde getirdi. Bilgi paylaşımı ve kültürel mirasın korunmasına yönelik iş birliği talebinin, Azerbaycan’ın kendi topraklarındaki egemenlik haklarına ve iç uygulamalarına bir müdahale beklentisi oluşturduğu ifade ediliyor.
ACARA İÇİN ANKARA DEVREYE GİRER Mİ?
Patrikhanenin tarihi ve dini bağları tek başına bir mutabakat gerekçesi olarak sunması, uluslararası ilişkiler bağlamında yeni soruları gündeme getirdi.
Bu yaklaşımın emsal teşkil etmesi halinde, benzer taleplerin Gürcistan toprakları için de geçerli olabileceğine dikkat çekilerek, “Tarihi ve dini bağlar mutabakat gerekçesi sayılacaksa, Türkiye de Acara’daki tarihi camilerle ilgili çalışmalarda aynı gerekçeyle Ankara’yla uzlaşılmasını talep edebilir” yorumu yapılıyor.
Aynı diplomatik mantıkla, Azerbaycan’daki bir dini kurumun da Gürcistan’daki Müslüman mirasını gerekçe göstererek bölgedeki çalışmalarda söz sahibi olmak isteyebileceği belirtiliyor.
Gürcü makamlarının, kendi topraklarındaki bir restorasyon çalışması için Ankara veya Bakü’den mutabakat bekleme ihtimaline nasıl yaklaşacağı, Patrikhanenin Azerbaycan’a yönelttiği talebin tutarlılığı açısından belirleyici bir unsur olarak görülüyor.


