Kazakistan’ın batısında, Hazar Denizi kıyısındaki Karakabak antik yerleşiminde yaklaşık 1500 yıllık bir mezardan çıkarılan altın süslemeli ayakkabı parçaları, bölgenin sanılandan çok daha gelişmiş bir zanaat ve ticaret ağına sahip olduğunu ortaya koydu. Genç ve seçkin bir kadına ait olduğu belirlenen mezardaki törensel kıyafet, farklı kültürlerin izlerini bir arada taşımasıyla da dikkat çekti.
“ALTIN AYAKKABILAR” İLE GÖMÜLEN GENÇ VE SEÇKİN KADIN
Dikkat çeken keşif, Mangışlak Yarımadası’nda, Aktau kenti yakınlarında bulunan Karakabak mezarlığında yapıldı. 2019 yılında kazılan mezarın, MS 5. yüzyılın ikinci yarısı ile 6. yüzyılın ilk yarısı arasına tarihlendirilen genç bir kadına ait olduğu belirlendi.
Mezardaki en dikkat çekici buluntular arasında ayakkabılara ait ince altın levhalarla kaplanmış toka, kayış ve bağlantı parçaları yer aldı. Ayakkabıların deri ve organik bölümleri zamanla yok olurken altın süslemelerin önemli bölümü günümüze ulaştı. Bu nedenle buluntular “altın ayakkabılar” olarak anılmaya başlandı.
Arkeologlar Andrei Astafyev ve Evgeny Bogdanov tarafından incelenen mezarda, ayakkabıların yanı sıra kemer ve başlığa ait çok sayıda altın süsleme de bulundu. Bazı araştırmalarda mezardan toplam 64 yuvarlak altın plaka çıkarıldığı belirtiliyor.
CENAZE TÖRENİ İÇİN ÖZEL OLARAK HAZIRLANMIŞ
Kadının, kraliyet kıyafetlerini taklit eden son derece gösterişli bir tören giysisiyle defnedildiği değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bazı toka ve bağlantı parçalarının günlük kullanımda gerekli olacak mekanizmalardan yoksun olmasına dikkat çekti.
Bu durum, kıyafetin kadının yaşamı sırasında kullanılmak üzere değil, ölümünden sonra gerçekleştirilen cenaze töreni için özel olarak hazırlanmış olabileceğine işaret ediyor.
FARKLI KÜLTÜRLERİN VE DÖNEMLERİN EŞSİZ SENTEZİ
Başlıkta kırmızı kumaş, altın plakalar ve maske biçimli süslemeler bulunurken, alın kısmındaki merkezi motifin Helenistik döneme ait Gorgon başı tasvirini andırdığı belirlendi. Kemer tokalarında ise kanatlarını açmış yırtıcı kuş figürleri dikkat çekti.
Böylece tek bir törensel kıyafette Helenistik, İskit ve Hun sonrası dönemlere ait farklı sanatsal ve kültürel etkilerin bir araya geldiği görüldü.
KARAKABAK’TAKİ YEREL ATÖLYELERDE ÜRETİLMİŞ OLABİLİR
Keşfin en önemli yönlerinden biri, değerli parçaların uzak bir imparatorluk merkezinden getirilmiş olmak yerine Karakabak’taki yerel atölyelerde üretilmiş olabileceği ihtimali.
Bölgede daha önce gerçekleştirilen kazılarda metal işçiliği, kuyumculuk, camcılık ve seramik üretimine ilişkin izler tespit edildi. Ayrıca Bizans zanaatkârlığıyla bağlantılı teknolojik etkiler taşıyan mücevherlere de rastlandı.
Bu bulgular, Karakabak’ın yalnızca ürünlerin geçtiği bir ticaret noktası değil, aynı zamanda gelişmiş üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü bir merkez olduğunu gösteriyor.
AVRASYA’NIN TİCARET KAVŞAĞINDA ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR MERKEZ
Karakabak yerleşiminin MS 1. yüzyıldan 6. yüzyılın ilk yarısına kadar iskân edildiği ve Hazar çevresindeki önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olduğu düşünülüyor.
Kazı alanında bulunan 150’den fazla sikke, yerleşimin geniş ticaret bağlantılarını gözler önüne seriyor. Sikkeler arasında Part, Harezm, Soğd, Sasani, Kuşano-Sasani, Bizans ve Çin dünyasıyla bağlantılı örnekler bulunuyor. Araştırmacılar, bölgenin Orta Asya’yı Hazar çevresi, Kuzey Kafkasya, Volga ve Güney Urallar üzerinden daha batıdaki bölgelerle bağlayan ticaret ağlarının önemli duraklarından biri olduğunu değerlendiriyor.
Mezarlıkta farklı cenaze geleneklerinin görülmesi de bölgenin kültürel çeşitliliğine işaret ediyor. Araştırmacılar bazı topluluklarda Zerdüşt gelenekleriyle, bazılarında ise Geç Sarmat göçebe dünyasıyla bağlantılı uygulamaların bulunduğunu belirtiyor.
ANTİK COĞRAFYACI PTOLEMAİOS’UN BAHSETTİĞİ ASPABOTA MI?
Karakabak’la ilgili en dikkat çekici tartışmalardan biri de yerleşimin, antik coğrafyacı Klaudios Ptolemaios’un MS 2. yüzyılda bahsettiği Aspabota kenti olup olmadığı.
Arkeolog Andrei Astafyev bu ihtimali gündeme getirirken, Karakabak’ta yerleşimin antik adını doğrulayacak bir yazıt bulunmadığı için bağlantının henüz kesinleşmediği belirtiliyor. Dolayısıyla Aspabota-Karakabak eşleştirmesi şimdilik bilimsel bir hipotez olarak değerlendiriliyor.
Yaklaşık 1500 yıl önce seçkin bir kadının mezarına bırakılan altın süslemeli ayakkabılar ve törensel kıyafet, yalnızca bir kadının toplumsal statüsünü değil; Hazar çevresindeki toplulukların zanaat becerilerini, kültürel etkileşimlerini ve Avrasya’ya uzanan ticaret ağlarını da ortaya koyan önemli arkeolojik kanıtlar arasında yer alıyor.


