Ramazan Bayramı tatilinin sonrası da idari izin kapsamına alındı. Dolayısıyla özellikle kamuda çalışanlar tatil planları yapmaya başladı. Önümüzdeki günlerde yola çıkacak sürücüler bu aralar araçlarının bakımlarıyla meşgul.
Bir yanda hazırlıklar devam ediyor ama diğer yanda da kimi sosyal medya platformlarında ‘jant tamiri’ adı altında videolar sıkça paylaşılıyor. Görüntülerdeki jantlarda herhangi bir bütünlükten söz etmek mümkün değil. Çoğunun ortasında ciddi seviyede delik var. Bazıları ise bütünlükleri kaybedecek kadar deforme olmuş. Yine de bunların tamir edilebileceğini iddia eden ustalar mevcut.
Turgut Yüksekdağ ülkemizde otomotiv sektöründe tanınan isimlerden biri. Söz konusu görüntüler üzerine kendisine ulaştık ve bu denli hasarlı jantların tamir edilip edilemeyeceğini sorduk.
“Büyük çaplı tamir cinayete teşebbüs sayılmalı”
‘Jant tamiri’ denilen olguyu çiziklerin ya da çok küçük bazı kozmetik sorunların düzeltilmesi olarak tanımlıyor Yüksekdağ. Sosyal medyada dolanan videolardaki gibi büyük çaplı işlemlerin ise ‘cinayete teşebbüs’ sayılması gerektiğinin altını çiziyor.
Sonra işin biraz daha teknik boyutuna iniyor ve jantların çok özel yöntemlerle son derece sistematik bir şekilde üretildiğini anlatıyor. Belli bir ısı, yüksek basınç ve diğer kritik noktaların tam olarak sağlandığı bir şemadan bahsediyor.
Ancak sosyal medyadaki tamir videolarında bunların neredeyse tamamının göz ardı edildiğini belirtiyor ve “Janttaki boşluğu bir şekilde doldurmayı ‘tamir’ sanıyorlar. Malzeme mukavemeti denilen bir kavram var. Jantlar belli bir süratte, tahmin edilebilir basınçlara dayanabilmeli. Siz tamir derken neredeyse hiçbir standardı sağlamıyorsunuz. Haliyle bu da trafikte çok ciddi riskleri beraberinde getiriyor.” diyor.

“Sürücüler hayatlarıyla kumar oynamasın”
Turgut Yüksekdağ’a göre her ne kadar satıcının bu tür iddiaları olsa da müşterinin yani sürücünün kesinlikle sorumlu davranması gerekiyor.
Burada ‘sorumluluk’ kısmını biraz daha açıyor ve şöyle devam ediyor:
“Ciddi anlamda deforme olmuş, bütünlüğünü kaybetmiş jantların tamiri yok. Aksini iddia eden sizin hayatınıza kastediyordur. Benzer bir sorunla karşılaşan sürücülerin kesinlikle ama kesinlikle jant değişimi yapmasını öneriyoruz.
Tamir edilen jantların yeniden o yüksek hıza ve basınca dayanması mümkün değil. Kendi kendine parçalanıp, trafikte sizi çok zor bir durumda bırakabilir.
Bu gibi durumlarda bazen işin ekonomik boyutu da düşünülüyor elbette. Ancak jant ucuza kaçabileceğiniz bir ürün değil. Lütfen sürücüler hayatlarıyla kumar oynamasın. Bir kaza durumunda inanın çok pişman olurlar.”

Bu noktada başka bir soru daha akla geliyor… Herkes kafasına göre tamirci olabilir mi? Bu tür merdiven altı yerlerin denetimi nasıl yapılacak?
Turgut Yüksekdağ bu konuyu ‘sektörün kanayan yarası’ olarak niteliyor. Otomotiv dünyasında tamir ve bakım işlerinin devlet denetiminde olması gerektiğini vurguluyor. Çünkü bazı tamircilerde fizik kurallarına dahi aykırı işlemler yapıldığını, malzeme mühendisliği bilgisi olmadan tamire başlandığını anlatıyor. Aslında bu tür işlemlerin hepsinin bir sisteme bağlanması ve her şeyin kayıt altına alınması önerisinde bulunuyor.
“Nasıl ki sağlıkla ilgili her şey e-nabız sisteminde kayıtlıysa benzer bir yol haritası otomobil hasar-onarım sistemleri için de kurulmalı. Tamirciler de bu sisteme dahil olmalı.
Tramer kaydı olmayan ağır hasarlı ya da pert araç dolu trafik. Pertten dönen arabanın hiçbir yerde kaydı yok. Herhangi bir usta toplamış. Nasıl yapmış, hangi standartlara uymuş belli değil. Araç güvenli mi kimse bilmiyor…
Burada bir örneği kesinlikle aklımızdan çıkarmamız gerek. Sıfır araç çarpışma testine giriyor. Yetkili servis aracı tamamen orijinal parçalarla değiştiriyor. Bir kez daha çarpışma testine giriyor ve dayanımı ilk kazaya göre daha düşük çıkıyor. Bizdeyse benzer durumdaki arabaya yetkisiz bir sürü insan el atıyor. O arabanın başına bir kaza daha geldiğinde de maalesef tabuta dönüyor.
İşte tüm bunların önüne geçilmesi için ülkemizde otomotiv tamir, bakım ve benzer hizmetlerin yeniden düzenlenmesi ve her şeyin birbirine entegre olduğu yeni bir sistemin hayata geçirilmesi şart.”