Eski Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Muhabere ve Bilgi Sistemleri Daire Başkanı Emekli Tuğgeneral İbrahim Büyükbaş “Netanyahu’nun hareketi yeni ve büyük çaplı bir saldırı dalgasının habercisidir.” dedi.
“Bir sabah uyandığınızda elektrik şebekeleri, maliye siber ağı, trenler, otoyollar, köprüler, elektrikli araçlar ve teknoloji ürünü tüm kullanım unsurları felç edildiğinde tehdidin mahiyetini anlamış olursunuz.” diyen Büyükbaş şöyle devam etti:
“Lübnan örneğinde binlerce çağrı cihazının eş zamanlı patlamasıyla oluşan kaosu gördük. Savaşlar artık sadece tanklarla, uçaklarla ve füzelerle ve hatta İHA-SİHA’larla yürütülmüyor.
“KOMPLE İLİŞKİLER AĞI”
Bilindiği üzere Netanyahu başka bir konuşmasında salondakilere telefonlarını sordu; ardından kullandıkları cep telefonlarında İsrail teknolojilerinin bulunduğuna vurgu yaptı. Bunun açılımı ‘Sizin cihazlarınızın işlemci, modem, işletim sistemi, kriptografik bileşenler, konum servisleri, bulut, uygulama mağazası, biyometrik veriler, güncellemeler ve görünmeyen binlerce satır kod da İsrail imzası var’ demekti.
“GÖRÜNMEYEN EL: UNIT 8200”
Burada karşımıza İsrail’in en dikkat çekici askerî istihbarat birimi Unit 8200 çıkıyor. İsrail Askerî İstihbaratına bağlı bu yapı; sinyal istihbaratı, veri analizi ve siber operasyonlarla ilişkilendiriliyor. Daha ilginci ise sonrasında başlıyor. Bu birimde görev yapan çok sayıda teknoloji uzmanı askerlik sonrasında özel sektöre; siber güvenlik, yazılım ve veri şirketlerine geçiyor.
“TÜRKİYE İÇİN TEHDİDİN BOYUTU”
Öncelikle bunun analizinde ilk ve en önemli soru devlet kurumlarımızda hangi telefonların kullanıldığıdır. Ardından hangi işletim sistemleri çalışıyor? Verilerimiz hangi bulutlarda tutuluyor? Hangi yabancı yazılımlar kritik sistemlerimize erişebiliyor? En önemli final sorusu da siyonizmin startını verdiği dijital kıyamet başladığında karşılaşacağımız manzara ne olur?
“MİLLÎ MOBİL GÜVENLİK SİSTEMİ”
Tüm bu gelişmeler bize Türkiye’nin kendi mobil güvenlik ekosistemini acilen kurması gerektiğini söylüyor. 1990’lı yıllarda ASELSAN 1919 ile kendi cep telefonunu geliştirebilen Türkiye, 2026 yılında neden kendi güvenli akıllı telefon ekosistemine sahip olmasın? Her şeyiyle yabancı bir telefonun kapağına Türk bayrağı koymak bizi dijital olarak bağımsız yapmaz. Türkiye’nin ihtiyacı bir telefon değil, bir ekosistemdir. ASELSAN, TÜBİTAK BİLGEM, HAVELSAN, üniversiteler, yerli siber güvenlik şirketleri, yazılım geliştiriciler ve yıllardır edinilmiş kriptografi birikimi aynı hedef altında birleştirilmelidir. Kâbus gecesi ya da günü gelmeden bugünden tezi yok tedbirlerimizi almamız bir millî güvenlik meselesidir.
KAYNAK: YILMAZ BİLGEN – TÜRKİYE GAZETESİ


