İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’da başkent Riyad ve çeşitli bölgelere yönelik balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sürerken, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ağustos ayında imzalanan Mekke Savunma İttifakı Anlaşması ve Riyad’da 5 Ekim’de gerçekleştirilen ve Mekke ile Medine’ye yönelik saldırı girişimlerinin kınandığı toplantının ardından, ittifakın sahadaki yansımaları netleşmeye başladı. Katıldığı bir televizyon programında süreci değerlendiren Siyasi Analist ve Stratejist Dr. Ahmed eş-Şehri, üç ülkenin oluşturduğu ittifakın son derece ileri bir aşamaya geçtiğini belirtti.
“TÜRKİYE BAŞKA BİR ÜLKE TOPRAĞINA ASKER GÖNDERİP ORADA BİR SALDIRI YAPMAYACAK”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması’nın bir savunma anlaşması olduğunu belirterek, “Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye, başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak.” demişti.
İTTİFAK ÜLKELERİ ANLAŞMAYI İÇ HUKUKLARINA ENTEGRE EDECEK
İlişkilerin yönetiminde gelinen noktaya dikkat çeken Dr. Ahmed eş-Şehri, “Bu ittifakın, bütün ülkelerin kendi iç hukuk sistemleri çerçevesinde ittifaka entegre olmasını sağlayacak şekilde yönetilmesi amaçlanıyor. Özellikle yurt dışına asker gönderilmesiyle ilgili düzenlemeler dikkate alınıyor. Türkiye ve Pakistan gibi bazı ülkelerde bunun için parlamentonun onayı gerekiyor. Bütün bu hususlar hesaba katılıyor.” dedi.
“SAHADA FİİLİ FAALİYETLER YÜRÜTME AŞAMASINA GEÇİLDİ”
Mekke Anlaşması ile başlayan süreçte iki ay gibi kısa bir sürede çok hızlı ilerleme kaydedildiğini anlatan eş-Şehri, şunları kaydetti:
“Öncelikle ittifakın kurumsal yapısını oluşturma aşamasını geride bıraktık. Şimdi ittifakın genel sekreteri atandı ve bir merkezi de bulunuyor. Ayrıca Riyad’da gerçekleştirilen son toplantıda, Suudi Arabistan’ın ihtiyaçları doğrultusunda sahada fiili faaliyetler yürütme aşamasına geçildi.”
Savaş faaliyetlerinin yalnızca askerlerden ve askeri birliklerden ibaret olmadığını vurgulayan eş-Şehri, istihbarat bilgileri, silah ve mühimmat paylaşımı, bilgi alışverişi, lojistik ve medya desteğinin yanı sıra sanayi ve tecrübe paylaşımının da bu geniş kapsamlı anlaşmanın içinde yer aldığını ifade etti.
“TÜRKİYE’NİN İHA TECRÜBESİNE İHTİYACIMIZ VAR”
Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki sanayisinin anlaşma kapsamında kritik bir rol oynadığına değinen eş-Şehri, “İnsansız hava araçları bugün bütün savaşlarda önemli bir unsur haline geldi. Hatta savaşın seyrini değiştiren unsurun çoğu zaman bunlar olduğunu söyleyebiliriz. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta bile insansız hava araçları belirleyici bir fark yaratıyor. Bu nedenle Türkiye’nin tecrübesini Suudi Arabistan’a aktarmasına ihtiyacımız var.” diye konuştu.
Suudi Arabistan’ın siber güvenlik ve ileri teknoloji alanlarında oldukça gelişmiş bir ülke olduğunu, Pakistan’ın da kendi savunma altyapısı ve yetkinlikleri bulunduğunu belirten eş-Şehri, bu üç ülkenin tecrübesinin tek bir potada birleştirileceğini dile getirdi.
“SAVUNMA BAKANLIKLARI BİLGİLERİ SERBESTÇE PAYLAŞABİLECEK”
Devletler arasındaki geleneksel bilgi ve teknoloji paylaşımında karşılaşılan zorlukların bu ittifakla çözüleceğine işaret eden eş-Şehri, “Bürokratik engelleri aşmayı sağlayacaktır. Böylece savunma bakanlıkları bu bilgileri daha serbest bir şekilde paylaşabilecek. Üç ülkenin genelkurmay başkanları arasında doğrudan iletişim kurulabilecek ve teknoloji transferi gerçekleştirilebilecek.” ifadelerini kullandı.
Kurulan yapının bir saldırı değil, savunma ittifakı olduğunun altını çizen Dr. Ahmed eş-Şehri, “Herhangi bir ülke, nereden gelirse gelsin bir tehdit kaynağıyla karşı karşıya kaldığında buna karşılık verilmesi anlamına geliyor. Verilen karşılık askeri açıdan saldırı niteliği taşısa bile amacı savunma olduğu için bu, savunma kapsamında değerlendirilir.” dedi.


