Dikkat ettiyseniz Aralık 2024’ten bu yana içeride, yani iç siyasette ‘Suriyeliler’ diye bir tartışma konusu kalmadı.
BAAS rejiminin çöktüğü, Suriye halkı için yeni bir dönemin kapılarının aralandığı tarihi kast ediyorum Aralık 2024 derken.
Öncesinde sığınmacılara dönük nefret söyleminin hayatın olağan akışı haline geldiği, yer yer fiili saldırıların çok üzücü sonuçlara yol açtığı ve Suriyeli karşıtlığının zirvelere çıktığı dönemler yaşadık maalesef.
Bir de şöyle bir durum var:
Yaklaşık olarak bir buçuk yıldan beri, Türkiye’de sığınmacı karşıtlığına dönük gündem, gündemden düşmüşse eğer, gelinen nokta itibarıyla şöyle de düşünmek mümkün hale geliyor:
Demek ki, o dönemde bazı muhalif kesimlerin asıl derdi, Suriye’deki BAAS rejiminin devamıyla alakalıymış.
Demek ki, içeride sığınmacı karşıtlığını provakasyon boyutuna taşırken, bunu bir tarafından Esad yönetimiyle dayanışma güdüsüyle yapıyorlarmış.
GAZİANTEP’E GİTTİĞİMDE ÇOK PARLAK FİKİR ÖNÜME KONDU.
Bir buçuk ay kadar önce bir grup meslektaşımızla birlikte Gaziantep’e bir söyleşi için gittiğimde, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i de ziyaret etmiştik.
O gidişimizde Fatma hanım, daha oturur oturmaz heyecanla bir projeden bahsetmeye başladı.
Bu projeyi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a da anlattığını, aynı zamanda Kalkınmacı olduğu için bu tür işleri çok iyi bilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da konuyla yakından ilgilendiğini söyledi.
Sonra orada, bu konuyu da konuşacağımız bir Başkent Kulisi yapmaya karar verdik.
Geçen hafta sonu yeniden Gaziantep’e yolumuzu düşürdük ve Kanal 7’de yaptığımız Başkent Kulisi programında, Fatma Şahin’in verdiği bilgiler üzerinden bu projeyi de kamuoyunun gündemine getirmiş olduk.
TÜRKİYE/SURİYE SINIRINA SERBEST BÖLGE PROJESİ…
Fatma hanımın sözünü ettiği projeyi özet halinde anlatayım…
Anlatması gayet kolay basit aslında.
-Halep’e yakınlığıyla bilinen Kilis’in Polateli bölgesine bir serbest sanayii bölgesi kurulsun.
-Buralarda kurulacak fabrikalarda Suriye’den, Halep’ten, günlük olarak taşınan işçiler çalışsın.
Önerilen modele göre:
-Halep’te yaşayan iş gücü Polateli’nde çalışabilecek
-Türkiye tarafında üretim güçlenecek
-Gaziantep sanayicisinin rekabet gücü artacak
-Mısır’a gitmek zorunda kalan yatırımcı sınır hattında kalacak
-İki ülke arasında ekonomik normalleşme hızlanacak
Fatma Hanım’ın dediğine göre, Gaziantep Şahinbey’de oturan bir işçinin Gaziantep Sanayii bölgesine ulaşması 1 saati buluyormuş.
Halbuki, Halep’ten Polateli’ye ulaşmak 40 dakika sürüyor.
Halep bölgesinde işsizlik oranının yüzde 60’lar civarında olduğunu düşünürseniz, ‘ucuz iş gücü’ anlamında böyle bir projenin, özellikle ‘emek yoğun’ alanlarda bölge sanayiine önemli bir rahatlama getireceği hesap edilebilir.
Yaptığımız programda Suriye’de savaş sonrası yeni bir döneme girildiğine işaret eden Fatma Hanım, geri dönüşlerle birlikte Halep’in nüfusunun yaklaşık olarak 2,5 milyona ulaştığını söylüyor.
Ancak şu bir gerçek ki, savaştaki yıkım nedeniyle Halep’te elektrik ve altyapı sorunları hâlâ devam ediyor.
Gaziantep sanayisi, özellikle tekstil sektöründe yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle zorlanıyor.
Böyle olunca, işçilik maliyetinin düşük olduğu ülkelerle rekabet doğal olarak sıkıntıya giriyor.
O nedenle böyle bir projenin hem Halep’te iş arayan Suriyeliler için, hem de bu rekabet ortamını yeniden kendi lehlerine çevirmek isteyen Gaziantep/Kilis bölgesi için harika bir fikir olduğu ortada.
İNSANLAR HALEP’TE YAŞASIN, SERBEST BÖLGEDE ÇALIŞSIN…
Fatma Şahin’in anlattığına göre, Kilis Polateli’nde hayata geçirilebilecek olan böyle bir proje için yaklaşık 3 milyon metrekarelik bir organize sanayi alanı bulunuyor.
Bu bölgenin serbest bölge mantığıyla yapılandırılması büyük avantaj sağlayacak.
Gidince öğrendim.
Gaziantep sanayiinde 300 bin kişi çalışıyormuş.
Duyunca epeyce şaşırdım, Dünya genelinde halı ihracatının yüzde 70’i bu şehrimizden yapılıyormuş.
Bu şu demek:
Girişimcilik, dünya pazarlarına açılma, bölgenin iş dünyasının ruhuna işlemiş.
Karşılaşılan zorluklar karşısında pratik çözüm yolları geliştirme kabiliyeti de bununla ilişkili.
Bu tür fikirler, sahadaki gerçeklikler üzerinden ortaya çıkıyor ki bu, bu yönüyle ayrıca kıymet arz ediyor.
Uçuk-kaçık fikirlerden biri olarak görülmemesi adına bunu da ifade etmiş olayım.











